Şu ip adreslemeleri sevmişimdir ; lakin eksik bilgim olduğunu fark ettim ve burada paylaşmak istedim.
Misal üzerinden gitmek daha manidar olacağı için daha önce bu konuda bilgisi olan arkadaşlar için bir detayda bulunmak istedim.
159.65.4.0 / 16 ip aralığını subnet'e bölelim;
2^n >= 3 olacağından n = 2 olur ve 4 subnet'e böleceğiz bu durumda.
255.255.192(1100 0000).0 --> host id 6 sıfır olarak görülmektedir.
159.65.4.1 - 159.65.4.64
159.65.4.65 - 159.65.4.128
159.65.4.129 - 159.65.4.192
159.65.4.193 - 159.65.4.254
Arkadaşlar burada farklı bir durum var !
B sınıfı bir ip olmasına karşın 3.oktet yerine 4.oktette ağ bölümlemesi yapılmıştır.
Bunun sebebi ise ağ maskesinde hepsi 0 olan ilk oktet hangisi ise ağ bölümlendirmesi o oktetten itibaren yapımaktadır ve bu son oktettir çünkü 3. oktette 159.65.4.0 0 değildir.
İp adreslemede dikkat edilmesi gerekn husustur..
Başarılar.
23.12.2009
20.12.2009
Contact Keeper
Eski arkadaşlarınızla irtibatı koparmamak için geliştirilmiş bir programdır kendisi , bende bir sitenin
tavsiye edilen programlar kısmında gördüm ve indirdim.
Eklemek istediğiniz kişilerin doğum tarihi , adres , telefon numarası ve E-posta adresi gibi çeşitli bilgilerini ekleyip istediğiniz zaman kişileri düzenleyebilir veya silebilirsiniz.
Çok kişi kaydettikten sonra çeşitli parametrelerle arama imkanı da sunmaktadır.
O kadar çok program indirdim ; lakin içlerinde buraya yazılma değerine ulaşan sadece bu.
buraya tıklayarak indirebilirsiniz.
tavsiye edilen programlar kısmında gördüm ve indirdim.
Eklemek istediğiniz kişilerin doğum tarihi , adres , telefon numarası ve E-posta adresi gibi çeşitli bilgilerini ekleyip istediğiniz zaman kişileri düzenleyebilir veya silebilirsiniz.
Çok kişi kaydettikten sonra çeşitli parametrelerle arama imkanı da sunmaktadır.
O kadar çok program indirdim ; lakin içlerinde buraya yazılma değerine ulaşan sadece bu.
buraya tıklayarak indirebilirsiniz.
6.12.2009
Admin Şifresi Kırma
Her bilgisayar kullanıcısının zaman zaman karşılaştığı sorunu program kullanmadan halletmeye çalışalım.
Şimdi Admin'de şifre var ve Pc'yi açamıyorsunuz, bu şifre bilgisayarın işletim sistemindeki system 32 dizininde config adlı dosyada sam adında bulunmaktadır.
Sanırım bunu silersek şifre felan kalmaz:)
Silmek için önce PC'yi Dos'da başlatalım, komut satırından c:\Windows\system32\config\
dizinine geçersek, Config klasörü içinde bulunan sam adlı dosyayı sildiğimizde şifre ortadan kalkmış olacaktır.
Şimdi Admin'de şifre var ve Pc'yi açamıyorsunuz, bu şifre bilgisayarın işletim sistemindeki system 32 dizininde config adlı dosyada sam adında bulunmaktadır.
Sanırım bunu silersek şifre felan kalmaz:)
Silmek için önce PC'yi Dos'da başlatalım, komut satırından c:\Windows\system32\config\
dizinine geçersek, Config klasörü içinde bulunan sam adlı dosyayı sildiğimizde şifre ortadan kalkmış olacaktır.
24.11.2009
Gömülü Sistemler (Embedded Systems)
Gömülü Sistemler
Birçoğumuza mikroişlemciler dendiği zaman aklımıza hemen bilgisayarlar gelir. Sebep tabii ki mikroişlemcilerin bilgisayarların beyni olmasındandır. İlginç olan, bilgisayarlardaki mikroişlemcilerin sayısı şu anda dünyada olan mikroişlemcilerin yüzde 2'si kadarını kapsamaktadır. Mikroişlemcilerin geriye kalan yüzde 98'inin kullanıldığı yerler, mikroişlemciler dendiğinde aklımıza hiç gelmeyen yerlerde ya da sistemlerde gizlenmişlerdir. (Dünyada bir yılda yaklaşık 5 milyar mikroişlemci piyasaya sürülmektedir.) Bu sistemlerin bir kısmı fabrikalardaki makinalardadır ama diğer bir kısmı ise burnumuzun dibinde, her gün kullandığımız araçların içerisindedir. Bu araçlardan bazıları: televizyon, buzdolabı, motorlu taşıtlar, cep telefonu, dijital fotoğraf makinası, gelişmiş oyuncaklar, vs.
Saydığımız araçların herbiri kendi başına bir sistem olmasına rağmen, bu araçları birçok sistemin bileşimi olarak da düşünebiliriz. Mesela, bir araba sisteminde motor sistemi, fren sistemi, vs gibi bir çok alt sistem mevcuttur. Her bir alt sistem, kendi içinde daha da küçük sistemlere bölünebilir. Konuya alt sistem açısından bakarsak, her bir sistem daha büyük bir sistemin içerisine yerleş(tiril)miştir ya da gömülmüştür. Böyle sistemlere "gömülü sistemler" denilmektedir. Mesela, bir arabanın fren sistemi bir gömülü sistemdir çünkü araba sisteminin içine gömülmüştür. Günümüzde gömülü sistemlerden daha akıllı olması gerekenleri mikroişlemciler ile kontrol etme eğilimi çok yaygındır ve büyük bir hızla da yayılmaktadır. Bu eğilimi görmenin en kolay yolu yukarıda da belirttiğimiz gibi mikroişlemcilerin bilgisayar dışında kullanıldığı sistemlere bakmaktır. Bu sistemlerin çoğu gömülü sistemlerdir.
Gömülü sistemlerin mikroişlemci kullananları hem donanım hem de yazılım içerirler. Mikroişlemciler ve onun bağlı olduğu bütün elektrik, elektronik, mekanik, vs. alt sistemler donanımı oluştururlar. Yazılım ise sistemin hafızasında saklanır. Mikroişlemci hafızadan yazılımı okur, ne demek istediğini anlar, ve çalıştırır. Bir gömülü sistemin kullandığı mikroişlemcilerin sayısı genelde bu sistemin karmaşıklığı ya da sahip olduğu alt sistemlerin sayısı ile doğru orantili olarak artar. Gömülü sistemlerin bir tane mikroişlemci kullananları da vardır. Bu gerçek, bu yazıda denmek istenenlere ters düşmediği için, yazının geri kalan kısmında mikroişlemci kelimesini hiç bir anlam farkı gözetmeksizin tekil ve çoğul olarak kullanacağız.
Gömülü sistemlerde kullanılan mikroişlemciler genelde basit olanlardır. Daha doğru bir ifade ile 4-bitlik ya da 8-bitlik olan mikroişlemciler daha yaygındır. Buna rağmem eğilim, gömülü sistemlerin yaptıkları işlerin çokluğundaki ve karmaşıklığındaki artışlara paralel olarak, 16- ve 32-bitlik mikroişlemcilere doğrudur. Bugün, yarı iletken teknolojisindeki ilerlemelere paralel olarak artık gömülü sistemlerin birçoğu tek bir yonga üzerinde inşa edilebilmektedirler. Mikroişlemciler böyle bir yonganın yüzey alanının küçük bir kısmını kapsamaktadırlar. Bu arada, böyle tek bir yonga üzerinde inşa edilen sistemler, "bir yongadaki sistem" (system-on-a-chip) ya da bu terimin İngilizce kısaltması olan SoC ile anılmaktadırlar.
Gömülü Sistemlerin Tasarımı
Gömülü sistemlerin hem donanım hem de yazılım içermesi, onların tasarımı açısından bir çok zorluklar çıkarmaktadır. Artık donanımı ve yazılımı yapan tasarımcı gruplar bir arada çalışmak zorunda kalmaktadır. Tasarımın her aşamasında bu gruplar arasında görüş alışverişi olmak zorundadır. Böyle olmadığı takdirde, sistemin donanım ve yazılım kısımlarının birbiriyle uyumlu çalışması çok zorlaşmaktadır. Tasarımcı grupların bir arada çalışmasının diğer bir sebebi ise hem donanımın hem de yazılımın artık bir programlama işi haline gelmesindendir. Her iki alan için de programlama dilleri vardır. Donanım için, VHDL yada Verilog adlarıyla anılan "donanım tanımlama dilleri" mevcut. Yazılım için işe, C ve C++ gibi çok kullanılan dillerin yanında diğer bir çok programlama dilleri mevcut. Günümüzde donanımın ve yazılımın ayrı ayrı dillerle tanımlanması giderek bir sorun yaratmaktadır. Bunun nedeni şu senaryoyla anlatılabilir.
Gömülü sistemler aşama aşama tasarlanırlar. İlk aşamada sistemin olabilirlik (fizibilite) çalışması yapılır. Bunun için sistemin çok detaylı olmayan bir modeli, C/C++ (C yada C++) dillerinde yazılır. Bu model program çalıştırılarak sistemin geneli üzerinde olabilirlik çalışması yapılır. Yani sistemin simülasyonu yapılır. Bu çalışma içerisinde sistemin donanım ve yazılım kısımlarının belirlenmesi de vardır. Daha sonra sistemin belirlenen kısımları ilgili donanım ve yazılım mühendislerine verilir. Bu aşamada donanım mühendislerinin işi daha zordur çünkü donanım mühendisleri kendi kısımlarının C/C++'da yazılmış halini VHDL yada Verilog dillerine çevirmek zorunda kalırlar. Bu çeviri olmazsa donanımı otomatikman yapacak olan programlar çalışmaz. Bu çeviri anında ne yazık ki sistemin modeline donanım mühendislerinin sebep olacağı hatalar girebilir. İşte bunu önlemek için düşünülen şey, sistemin tasarımında tek bir programlama dili kullanmak. Bunun için yeni bir dil keşfetmenin anlamı yoktur çünkü yeni dil için destek bulunması, yeni dilin öğrenilmesi gibi sorunlar tasarımları yavaşlatacaktir. Bunun yerine var olan bir dili kullanmak daha akıllıca olacaktir. İlk aşamadaki tasarımcılar daha çok C/C++ kullandığı için C/C++'i kullanmak en iyisi. Ancak C/C++ dillerinin, donanımın ihtiyaç duyduğu konularda desteği yoktur. Mesela, donanımda bir sayı bitlerden oluşan bir vektör olarak düşünülür ve bu vektörün her bir bitine ulaşmak ihtiyacı vardır. C/C++'da ise bir sayı kendi başına bir bütündür ve bitlerine dolaylı olarak ulaşılabilir. C/C++'dan vazgeçmeden bu konuları desteklemenin yolu C/C++'i değiştirmeden C++'in sağladığı yapıları kullanarak donanımın ihtiyaç duyduğu konuları desteklemektir. Bu destek geçen yıl içinde sınıf kütüphaneleriyle (class library) oldu. Böyle bir kütüphane, donanımın ihtiyaçlarını C++ sınıfları ile sağlamaktadır.
Açık Systemc Girişimi
Bu sınıf kütüphanelerinden en başarılı olani, geçen yıl Synopsys (www.synopsys.com) adlı bir yazılım şirketinin önderliğinde 50-60 tane büyüklü küçüklü şirketin desteği ile tasarımcıların kullanımına sunuldu. Sunuş, "Açık Systemc Girişimi" (Open SystemC İnitiative) adıyla oldu. Systemc, sunulan sınıf kütüphanesinin adıdır. Bu girişimin açık olması demek, Systemc'nin bedava olması yanında isteyen herkes tarafından desteklenmesi anlamına gelmektedir. Systemc'yi www.systemc.org adresinden kolayca elde edebilirsiniz. Systemc şu anda Unix, Window NT, ve HPUX işletim sistemleri üstünde çalışabilmektedir. Kullanılacak derleyiciler ise bu sistemlerde kullanılan standart derleyicilerdir. (Mesela, GNU'nun C++ derleyicisi g++, Sun'in C++ derleyicisi, Microsoft'un C++ derleyicisi Visual C++).
Ref: http://www.teknoturk.org/
Birçoğumuza mikroişlemciler dendiği zaman aklımıza hemen bilgisayarlar gelir. Sebep tabii ki mikroişlemcilerin bilgisayarların beyni olmasındandır. İlginç olan, bilgisayarlardaki mikroişlemcilerin sayısı şu anda dünyada olan mikroişlemcilerin yüzde 2'si kadarını kapsamaktadır. Mikroişlemcilerin geriye kalan yüzde 98'inin kullanıldığı yerler, mikroişlemciler dendiğinde aklımıza hiç gelmeyen yerlerde ya da sistemlerde gizlenmişlerdir. (Dünyada bir yılda yaklaşık 5 milyar mikroişlemci piyasaya sürülmektedir.) Bu sistemlerin bir kısmı fabrikalardaki makinalardadır ama diğer bir kısmı ise burnumuzun dibinde, her gün kullandığımız araçların içerisindedir. Bu araçlardan bazıları: televizyon, buzdolabı, motorlu taşıtlar, cep telefonu, dijital fotoğraf makinası, gelişmiş oyuncaklar, vs.
Saydığımız araçların herbiri kendi başına bir sistem olmasına rağmen, bu araçları birçok sistemin bileşimi olarak da düşünebiliriz. Mesela, bir araba sisteminde motor sistemi, fren sistemi, vs gibi bir çok alt sistem mevcuttur. Her bir alt sistem, kendi içinde daha da küçük sistemlere bölünebilir. Konuya alt sistem açısından bakarsak, her bir sistem daha büyük bir sistemin içerisine yerleş(tiril)miştir ya da gömülmüştür. Böyle sistemlere "gömülü sistemler" denilmektedir. Mesela, bir arabanın fren sistemi bir gömülü sistemdir çünkü araba sisteminin içine gömülmüştür. Günümüzde gömülü sistemlerden daha akıllı olması gerekenleri mikroişlemciler ile kontrol etme eğilimi çok yaygındır ve büyük bir hızla da yayılmaktadır. Bu eğilimi görmenin en kolay yolu yukarıda da belirttiğimiz gibi mikroişlemcilerin bilgisayar dışında kullanıldığı sistemlere bakmaktır. Bu sistemlerin çoğu gömülü sistemlerdir.
Gömülü sistemlerin mikroişlemci kullananları hem donanım hem de yazılım içerirler. Mikroişlemciler ve onun bağlı olduğu bütün elektrik, elektronik, mekanik, vs. alt sistemler donanımı oluştururlar. Yazılım ise sistemin hafızasında saklanır. Mikroişlemci hafızadan yazılımı okur, ne demek istediğini anlar, ve çalıştırır. Bir gömülü sistemin kullandığı mikroişlemcilerin sayısı genelde bu sistemin karmaşıklığı ya da sahip olduğu alt sistemlerin sayısı ile doğru orantili olarak artar. Gömülü sistemlerin bir tane mikroişlemci kullananları da vardır. Bu gerçek, bu yazıda denmek istenenlere ters düşmediği için, yazının geri kalan kısmında mikroişlemci kelimesini hiç bir anlam farkı gözetmeksizin tekil ve çoğul olarak kullanacağız.
Gömülü sistemlerde kullanılan mikroişlemciler genelde basit olanlardır. Daha doğru bir ifade ile 4-bitlik ya da 8-bitlik olan mikroişlemciler daha yaygındır. Buna rağmem eğilim, gömülü sistemlerin yaptıkları işlerin çokluğundaki ve karmaşıklığındaki artışlara paralel olarak, 16- ve 32-bitlik mikroişlemcilere doğrudur. Bugün, yarı iletken teknolojisindeki ilerlemelere paralel olarak artık gömülü sistemlerin birçoğu tek bir yonga üzerinde inşa edilebilmektedirler. Mikroişlemciler böyle bir yonganın yüzey alanının küçük bir kısmını kapsamaktadırlar. Bu arada, böyle tek bir yonga üzerinde inşa edilen sistemler, "bir yongadaki sistem" (system-on-a-chip) ya da bu terimin İngilizce kısaltması olan SoC ile anılmaktadırlar.
Gömülü Sistemlerin Tasarımı
Gömülü sistemlerin hem donanım hem de yazılım içermesi, onların tasarımı açısından bir çok zorluklar çıkarmaktadır. Artık donanımı ve yazılımı yapan tasarımcı gruplar bir arada çalışmak zorunda kalmaktadır. Tasarımın her aşamasında bu gruplar arasında görüş alışverişi olmak zorundadır. Böyle olmadığı takdirde, sistemin donanım ve yazılım kısımlarının birbiriyle uyumlu çalışması çok zorlaşmaktadır. Tasarımcı grupların bir arada çalışmasının diğer bir sebebi ise hem donanımın hem de yazılımın artık bir programlama işi haline gelmesindendir. Her iki alan için de programlama dilleri vardır. Donanım için, VHDL yada Verilog adlarıyla anılan "donanım tanımlama dilleri" mevcut. Yazılım için işe, C ve C++ gibi çok kullanılan dillerin yanında diğer bir çok programlama dilleri mevcut. Günümüzde donanımın ve yazılımın ayrı ayrı dillerle tanımlanması giderek bir sorun yaratmaktadır. Bunun nedeni şu senaryoyla anlatılabilir.
Gömülü sistemler aşama aşama tasarlanırlar. İlk aşamada sistemin olabilirlik (fizibilite) çalışması yapılır. Bunun için sistemin çok detaylı olmayan bir modeli, C/C++ (C yada C++) dillerinde yazılır. Bu model program çalıştırılarak sistemin geneli üzerinde olabilirlik çalışması yapılır. Yani sistemin simülasyonu yapılır. Bu çalışma içerisinde sistemin donanım ve yazılım kısımlarının belirlenmesi de vardır. Daha sonra sistemin belirlenen kısımları ilgili donanım ve yazılım mühendislerine verilir. Bu aşamada donanım mühendislerinin işi daha zordur çünkü donanım mühendisleri kendi kısımlarının C/C++'da yazılmış halini VHDL yada Verilog dillerine çevirmek zorunda kalırlar. Bu çeviri olmazsa donanımı otomatikman yapacak olan programlar çalışmaz. Bu çeviri anında ne yazık ki sistemin modeline donanım mühendislerinin sebep olacağı hatalar girebilir. İşte bunu önlemek için düşünülen şey, sistemin tasarımında tek bir programlama dili kullanmak. Bunun için yeni bir dil keşfetmenin anlamı yoktur çünkü yeni dil için destek bulunması, yeni dilin öğrenilmesi gibi sorunlar tasarımları yavaşlatacaktir. Bunun yerine var olan bir dili kullanmak daha akıllıca olacaktir. İlk aşamadaki tasarımcılar daha çok C/C++ kullandığı için C/C++'i kullanmak en iyisi. Ancak C/C++ dillerinin, donanımın ihtiyaç duyduğu konularda desteği yoktur. Mesela, donanımda bir sayı bitlerden oluşan bir vektör olarak düşünülür ve bu vektörün her bir bitine ulaşmak ihtiyacı vardır. C/C++'da ise bir sayı kendi başına bir bütündür ve bitlerine dolaylı olarak ulaşılabilir. C/C++'dan vazgeçmeden bu konuları desteklemenin yolu C/C++'i değiştirmeden C++'in sağladığı yapıları kullanarak donanımın ihtiyaç duyduğu konuları desteklemektir. Bu destek geçen yıl içinde sınıf kütüphaneleriyle (class library) oldu. Böyle bir kütüphane, donanımın ihtiyaçlarını C++ sınıfları ile sağlamaktadır.
Açık Systemc Girişimi
Bu sınıf kütüphanelerinden en başarılı olani, geçen yıl Synopsys (www.synopsys.com) adlı bir yazılım şirketinin önderliğinde 50-60 tane büyüklü küçüklü şirketin desteği ile tasarımcıların kullanımına sunuldu. Sunuş, "Açık Systemc Girişimi" (Open SystemC İnitiative) adıyla oldu. Systemc, sunulan sınıf kütüphanesinin adıdır. Bu girişimin açık olması demek, Systemc'nin bedava olması yanında isteyen herkes tarafından desteklenmesi anlamına gelmektedir. Systemc'yi www.systemc.org adresinden kolayca elde edebilirsiniz. Systemc şu anda Unix, Window NT, ve HPUX işletim sistemleri üstünde çalışabilmektedir. Kullanılacak derleyiciler ise bu sistemlerde kullanılan standart derleyicilerdir. (Mesela, GNU'nun C++ derleyicisi g++, Sun'in C++ derleyicisi, Microsoft'un C++ derleyicisi Visual C++).
Ref: http://www.teknoturk.org/
+1 Kelime
+akreditasyon (Fr. accreditation) :
a-Denklik
b-Kuruluşların, üçüncü bir tarafça belirlenen teknik ölçütlere göre çalıştığının bağımsız ve tarafsız bir kuruluş tarafından onaylanması ve düzenli aralıklarla denetlenmesi.
+Tenzilat:İskonto,İndirim,Ucuzluk,Tenzil
+Amiyane:Kibarca olmayan , bayağı ,sıradanm
+İntiba:İzlenim
+İstişare: Danışma , Konsultasyon
+Paradigma:Değerler dizisi, Dizi
+Kalibrasyon:Ölçümleme,Ayarlama
+İffet:Ahlak ,Namus.
+İnkişaf:Gelişim ,Tekemmül, Terakki
+Beynelmilel:Uluslararası
+Hars:Toprak sürme, Kültür
+schadenfreude:Başkalarının başarısızlığından, başına gelen üzücü olaylardan zevk alma durumu
a-Denklik
b-Kuruluşların, üçüncü bir tarafça belirlenen teknik ölçütlere göre çalıştığının bağımsız ve tarafsız bir kuruluş tarafından onaylanması ve düzenli aralıklarla denetlenmesi.
+Tenzilat:İskonto,İndirim,Ucuzluk,Tenzil
+Amiyane:Kibarca olmayan , bayağı ,sıradanm
+İntiba:İzlenim
+İstişare: Danışma , Konsultasyon
+Paradigma:Değerler dizisi, Dizi
+Kalibrasyon:Ölçümleme,Ayarlama
+İffet:Ahlak ,Namus.
+İnkişaf:Gelişim ,Tekemmül, Terakki
+Beynelmilel:Uluslararası
+Hars:Toprak sürme, Kültür
+schadenfreude:Başkalarının başarısızlığından, başına gelen üzücü olaylardan zevk alma durumu
Bilgisayar Mühendisliği Hakkındaki 10 Büyük Yalan!
1. Bilgisayar Mühendisliği okumaya gerek yoktur.
Bilgisayar Mühendisi olmayanlar ya da yazılımdan tam olarak anlamayan kişilerce uydurulmuş en ünlü efsanedir. Ama buradan belirtmek istiyorum: Evet kesinlikle Bilgisayar Mühendisliği okumak şarttır. Öyle yazılım kurslarına giderek milyarlarca lira akıtarak ancak web tasarımı öğrenebilirsiniz. Ama onu bile tam yapamazsınız. Ayrıca ilk yeni versiyon değişiminde patlarsınız. En kötüsü ömür boyu niye bilgisayar mühendisi olamadım hayıflanmazsınız. Bu yalanı yaymak için de uğraşmazsınız... Ayrıca siz ömür boyu arkadaşlıklar yapacağınız insanların bilgisayar mühendisi olmasını mı istersiniz yoksa kursa gitmiş lise mezunlarını mı tercih edersiniz. Eğer bilg. mühendisliği okursanız arkadaşlarınız daha kaliteli olcaktır bunu unutmayın. Bu arkdaşlarınız yarın büyük firmaların müdürleri ya da sahipleri olacaklardır. Bundan daha güzel gurur verici birşey olamaz. Bilg. Müh. olursanız anne babanız da sizinle daha çok gururlanacak, konu komşuya daha rahat hava atabileceklerdir.
2. Bilgisayar mühendisleri tasarım yapamaz, sadece kod yazabilir.
En ünlü şehir efsanelerinden biri de budur. Bu yalanı genellikle bilgisayar mühendislerinin kendileri yayar. Bir program yazdıklarında ya da web tabanlı bir uygulama geliştirdiklerinde daha fazla kendilerini yormak istemedikleri için görsel şeylerle uğraşmak istemezler, tembellik ederler. Birisi bunun görünümünü biraz iyileştirsene deyince, "Valla ben bilgisayar mühendisiyim, tasarımcı değilim, anlamam bu işlerden" derler. Halbuki bilgisayar mühendisi tembellik etmese Photoshop'u da en güzel şekilde kullanabilir, Flash'ı da en güzel şekilde kullanabilir. Ama işin kolayına kaçmak ve tembellik etmek için uğraşmak istemezler...
3. Bilgisayar mühendisleri işsiz kalacak.
Genelde çok mezun verildiğine dair bir inanç var ve ilerde herkes işsiz kalacak deniyor. İnsanlar bilgisayar mühendisliğinden soğutulmaya çalışıyor. Bilgisayar mühendisliğine gıcık gidenler derneği tarafından yayılan bir yalandır. Anlamadığım nokta hadi diyelim ki bilgisayar mhüendisi olamadınız hangi mesleği seçeceksiniz. Makina mühendisi olunca mı iş garantisi var yoksa elektornik mühendisi olunca mı iş garantisi var. Bırakın mühendisliği en garanti meslek sanılan öğretmen bile olmak için artık sınavlara girmek ve çok yüksek puanlar almak gerekiyor. Ha keza doktorlukta da böyle. Uzmanlığı kazanamadıktan sonra doktor olmak için beklediğiniz onca yıla yazık. Hem yarın pratisyen olmak için bile bir sınav açarlarsa şaşırmayın :) Tüm bilgisayar mühensileri iş bulacak diye bir durum yok, mal mal yatarsan hangi bölümü bitirirsen bitir yine işsiz kalırsın. Ünlü bir atasözümüzü buradan tekrar edeyim: Üniversite yan gelip yatma yeri değildir. Bir de unutmayan söyliyeyim, iş olanakları sadece türkiye'de değil tüm dünyada mevcut. Başka hiçbir meslek böyle global ölçekte çalışmanıza olanak sağlamaz. Eğer yabancı diliniz iyi ise ister ingilterede ister amerikada çalışabilirsiniz.
4. Bilgisayar Mühendisleri 500 dolara çalışıyor.
Bu yalanın çıkış kaynağı genellikle internette forum köşeleridir. Evet 500 dolar kazan vardır. Ama 500 dolar kazanan kişi 500 doları hakediyordur. Daha fazla kazanan daha fazlasını hakeder. Herkes çalıştığı kadarını alır. Çalışmaktan kastım ders çalışmak değil. Zaten üniversiteye gelen birisinin artık eğitim öğretimi farklı olarak algılama vakti gelmiştir. Unutmayın ki ÜNİVERSİTELER İŞ BULMA KURUMLARI DEĞİLDİR. Üniversiteyi bitirene iş garantisi vermiyorlar. Birinci bile bitirseniz iş garantisi yoktur ve bu durum aslında insanlığın gelişmesini sağlayan faktördür. Böylece kendini yenileyen daha çok çabalayan çevre ile daha çok iletişim kuran daha çok kazanıyor. Ayrıca belirmeliyim ki üniversite mezunu demek en çok kazanan kişi demek değildir. Öyle olsaydı 30 yıl önceki ÖSS birincileri şimdi türkiyenin en zengini olurlardı. Ülkemizde bir çok zengin insan ilkokul mezunu bile değil. Üniversiteyi çok zengin olmak için okumuyoruz. Üniversiteyi bitirince genellikle orta zenginlikte oluruz. Ve genellikle okuyanlar okumayan kişilerin yanında onların işlerini halledebilmek için çalışırlar. Evet hayat adil değil, kimileri önde başlıyor ama bu sizin daha çok çalışmanıza mani değil. Üstelik o kadar da geride başlamıyorsunuz, Kör değilsiniz sağır değilsiniz... Bir çok insandan daha iyi bir noktadan başlıyorsunuz hayata. Bu yüzden size verilmiş konumunuzu en iyi şekilde kullanın. Her daim para peşinde koşmak yerine biraz da üretkenlik peşinde koşun. Üniversitede gezin tozun ama kendinizi geliştirmeyi ihmal etmeyin. Mezun olduktan sonra bile kendinizi geiştirmeye devam edin. Bilgisayar mühendislerinin aldığı maaşları www.bilgisayarmuhendisleri.com adresinde ilgili makaleyi arayıp bulun.
5. Ömür boyu kod yazılmaz. Belli bir yaştan sonra kafa almaz.
En büyük yalanlardandır. Bu yalanın çıkış kaynağı genellikle yeni mezunlar ve tecrübesiz yazılımcılardır. Çünkü ilk programlarını yazarken çok zorlanırlar, çok çalışmak zorunda kalırlar. Bir an önce kod yazmayı bırakmalıyım demeye başlarlar. Bir kısım öğrenciliğinde kod yazmayı bırakır bir kısmı mezuniyetinde bir kısmı da ilk 3 yıldan sonra kod yazmayı bırakırlar. Ama iyi kod yazan tecrübeli mühendislerin bildiği gibi ilk 5 yıldan sonra kod yazmak çocuk oyuncağı gibi gelir. Yeni mezunun 6 ayda yapamayacağını tecrübeli yazılımcı 6 günde yapabilir. Yani yaşlandıkça kod yazma süresi uzamaz tersine kısalır. Bu yüzden tecrübeli yazılımcılar bol bol vakit bulduklarından boş işlerle çok uğraşırlar, oyun oynarlar gezerler tozarlar... Yani yeni mezunsanız sabredin işler 5 yıldan sonra oldukça kolaylaşacak... Yaşlanınca kod yazamam diye korkmanıza gerek yok.
6. Program yazmaya bile gerek kalmayacak. Çünkü kendi kendine program yazan programlar çıkacak. 2 tık yaparak program yazılabilecek. Herkes program yazabilecek duruma gelecek.
Aslında zaten 2 tıkta program yazabilceğiniz bir sürü program zaten yapılmış durumda. Mikrosoft bile bir sürü tool çıkarmış durumda. Ama kim kullanabiliyor ki, bırakın kullanmayı haberdar olan kaç kişi var ki? Bir de kendi kendine program yazan programları da birililerinin yazması gerekecek. Yani bilgisayar mühendisleri yapacak bu işi :)
7. İşin hamalık tarafını yapmak istemiyorum, Kodcu olacağıma yönetici olur kodcuları çalıştırırım.
Bu yalan da yazılım işini beceremeyenler tarafından uydurulmuş ve internette son sürat yayılmıştır. Genelde biraz kod yazıp beceremeyenler, önce bu içi çok kolay sanmaktadırlar. Bu yüzden kod yazmak çok kolaydır diye yalan yayarlar. Hatta kodçu deyip program yazanları küçümseme ve aşağılama yoluna giderler. Sonra karşılarına kod yazma fırsatı bir program yazma ihtiyacı duyulunca bu işi beceremezler. Yapamayacaklarını anlayınca da bu sefer yazılım işi hamallık işidir deyip işin içinden çıkmaya çalışırlar... Bu tip adamlara sadece gülün. Evet yazılım zor iştir ve herkez başaramaz sadece çok çalışanlar becerebilir. Ama bu işi başaramayanlar yazılımcıları da yönetemezler. Birincisi iyi bir yazılımcıyı tanıyamazlar ikincisi yazılımcıya ulaşamazlar. Bu yüzden bu tipteki adamlar bırakın yazılımcıları yönetmeyi yazılım sektöründe bile kalamazlar. En fazla harddisk ithalatı yapan firmalarda yönetici olabilirlir (olabilirlerse tabiki..)
8. Bilgisayar mühendisliği okuyacağıma başka bir bölüm okurum çok merak edersem kursa gider kod yazarım.
Keşke herşey bu kadar siyah ve beyaz olsaydı. Böyle diyenlerden program yazabilen görülmemiştir. Bu yalanın kaynağı tam bilinmemekle beraber forum köşelerinde bölüm seçmeye çalışan lise öğrencileri olduğuna dair duyumlar almaktayım. Eğer kod yazmak bu kadar kolay olsaydı o kurslarda öğretmenlik yapanlar 3 kuruşa öğretmelik yapacaklarına daha falza ücrete piyasada program yazarlardı....
9. Yazılım dili bilmek önemli değildir. Yazılım mühendisliği ve Bilgisayar mühendisliği farklı şeylerdir.
Hayır efendim farkı şeyler değildir. Eğer bir adam kod yazamıyorsa bilgisayar mühendisi değildir. Bu yalan genellikle kod yazamayan akademik çevrelerde rağbet görmektedir. Ben kod yazmam, ben yapay zeka ile uğraşıyorum, ben robotik ile uğraşıyorum derler. Yerim sizin robotiğinizi. Bilmesek bize yutturacaklar. Sevgili okurlar yazılım bilmeden, yazılım olmadan hiçbir elektronik şey işlemez. Hiçbir yapay zeka vs projeler yazılımsız olmaz. Birilerinin mutlaka yazılımı yapıyor olması gerek. Bu yazılımı hazır da kullanabilirsiniz siz de yazabilirsiniz. Yani birilerinin yazılımı mutlaka yapıyor olması gerekir. Yapay zekayı yapay zeka yapan yazılımdır. Eğer işin içinde yazılım yoksa olay mekanikleşir. Yazılım varsa elektronikleşir. MP3 çalarınızın içinde bile yazılım çalışıyor. Maç yapan robotlar ya da araba üreten robotlarda bile yazılım var. İlla bu yazılımın C, C#, Java olması gerekmiyor. Bunlar bir araçtır, ama temel yazılım becerileri olmadan bir bilgisayar mühendisi mühendis değildir. Untumayın bir bilgisayarı bilgisayar yapan monitörü değil, içindeki işletim sistemidir.
10. Ben yazılım kavramını biliyorum bu yüzden yeni bir programlama dilini 1-2 haftada öğrenirim.
Genelde yeni mezunlar arasında oldukça yaygındır. Genelde okulda bir programlama dilini biraz öğrenmişlerdir. Farklı bir yazılım dilini kullanan bir işyerine başvuru yaptıkları sırada söylerler bunu... Ya da programlamadan hiç anlamayan tipler böyle der. Ama genelde işler böyle yürümüyor. Hiç bir dil 1 haftada öğrenilmiyor ve bu öğrenilenleri enterprise uygulamalarda kullanmanız çok zordur.. En azından eğer bir projeye girecekseniz gerçekten o dil ile iligli bir çok deneme yanılma programları yapmanız gerekiyor. Öyle şak diye bir dilden bir dile geçilmiyor. Ancak 5-10 yıl bu işlerde tecrübeli iseniz böyle şak diye geçebilirsiniz. Unutmayın yazılımda en önemli şeylerden bir tanesi tecrübedir. Bir dilde yazdığınız programlarda edindiğiniz tecrübe çok önemlidir. Bu yüzden bol bol program yazın. Tecrübenizi bol bol arttırın.
Unutmayın iyi bilgisayar mühendisleri iyi paralar kazanmaya devam edecek.
Alıntı:http://www.bilgisayarmuhendisleri.com
Bilgisayar Mühendisi olmayanlar ya da yazılımdan tam olarak anlamayan kişilerce uydurulmuş en ünlü efsanedir. Ama buradan belirtmek istiyorum: Evet kesinlikle Bilgisayar Mühendisliği okumak şarttır. Öyle yazılım kurslarına giderek milyarlarca lira akıtarak ancak web tasarımı öğrenebilirsiniz. Ama onu bile tam yapamazsınız. Ayrıca ilk yeni versiyon değişiminde patlarsınız. En kötüsü ömür boyu niye bilgisayar mühendisi olamadım hayıflanmazsınız. Bu yalanı yaymak için de uğraşmazsınız... Ayrıca siz ömür boyu arkadaşlıklar yapacağınız insanların bilgisayar mühendisi olmasını mı istersiniz yoksa kursa gitmiş lise mezunlarını mı tercih edersiniz. Eğer bilg. mühendisliği okursanız arkadaşlarınız daha kaliteli olcaktır bunu unutmayın. Bu arkdaşlarınız yarın büyük firmaların müdürleri ya da sahipleri olacaklardır. Bundan daha güzel gurur verici birşey olamaz. Bilg. Müh. olursanız anne babanız da sizinle daha çok gururlanacak, konu komşuya daha rahat hava atabileceklerdir.
2. Bilgisayar mühendisleri tasarım yapamaz, sadece kod yazabilir.
En ünlü şehir efsanelerinden biri de budur. Bu yalanı genellikle bilgisayar mühendislerinin kendileri yayar. Bir program yazdıklarında ya da web tabanlı bir uygulama geliştirdiklerinde daha fazla kendilerini yormak istemedikleri için görsel şeylerle uğraşmak istemezler, tembellik ederler. Birisi bunun görünümünü biraz iyileştirsene deyince, "Valla ben bilgisayar mühendisiyim, tasarımcı değilim, anlamam bu işlerden" derler. Halbuki bilgisayar mühendisi tembellik etmese Photoshop'u da en güzel şekilde kullanabilir, Flash'ı da en güzel şekilde kullanabilir. Ama işin kolayına kaçmak ve tembellik etmek için uğraşmak istemezler...
3. Bilgisayar mühendisleri işsiz kalacak.
Genelde çok mezun verildiğine dair bir inanç var ve ilerde herkes işsiz kalacak deniyor. İnsanlar bilgisayar mühendisliğinden soğutulmaya çalışıyor. Bilgisayar mühendisliğine gıcık gidenler derneği tarafından yayılan bir yalandır. Anlamadığım nokta hadi diyelim ki bilgisayar mhüendisi olamadınız hangi mesleği seçeceksiniz. Makina mühendisi olunca mı iş garantisi var yoksa elektornik mühendisi olunca mı iş garantisi var. Bırakın mühendisliği en garanti meslek sanılan öğretmen bile olmak için artık sınavlara girmek ve çok yüksek puanlar almak gerekiyor. Ha keza doktorlukta da böyle. Uzmanlığı kazanamadıktan sonra doktor olmak için beklediğiniz onca yıla yazık. Hem yarın pratisyen olmak için bile bir sınav açarlarsa şaşırmayın :) Tüm bilgisayar mühensileri iş bulacak diye bir durum yok, mal mal yatarsan hangi bölümü bitirirsen bitir yine işsiz kalırsın. Ünlü bir atasözümüzü buradan tekrar edeyim: Üniversite yan gelip yatma yeri değildir. Bir de unutmayan söyliyeyim, iş olanakları sadece türkiye'de değil tüm dünyada mevcut. Başka hiçbir meslek böyle global ölçekte çalışmanıza olanak sağlamaz. Eğer yabancı diliniz iyi ise ister ingilterede ister amerikada çalışabilirsiniz.
4. Bilgisayar Mühendisleri 500 dolara çalışıyor.
Bu yalanın çıkış kaynağı genellikle internette forum köşeleridir. Evet 500 dolar kazan vardır. Ama 500 dolar kazanan kişi 500 doları hakediyordur. Daha fazla kazanan daha fazlasını hakeder. Herkes çalıştığı kadarını alır. Çalışmaktan kastım ders çalışmak değil. Zaten üniversiteye gelen birisinin artık eğitim öğretimi farklı olarak algılama vakti gelmiştir. Unutmayın ki ÜNİVERSİTELER İŞ BULMA KURUMLARI DEĞİLDİR. Üniversiteyi bitirene iş garantisi vermiyorlar. Birinci bile bitirseniz iş garantisi yoktur ve bu durum aslında insanlığın gelişmesini sağlayan faktördür. Böylece kendini yenileyen daha çok çabalayan çevre ile daha çok iletişim kuran daha çok kazanıyor. Ayrıca belirmeliyim ki üniversite mezunu demek en çok kazanan kişi demek değildir. Öyle olsaydı 30 yıl önceki ÖSS birincileri şimdi türkiyenin en zengini olurlardı. Ülkemizde bir çok zengin insan ilkokul mezunu bile değil. Üniversiteyi çok zengin olmak için okumuyoruz. Üniversiteyi bitirince genellikle orta zenginlikte oluruz. Ve genellikle okuyanlar okumayan kişilerin yanında onların işlerini halledebilmek için çalışırlar. Evet hayat adil değil, kimileri önde başlıyor ama bu sizin daha çok çalışmanıza mani değil. Üstelik o kadar da geride başlamıyorsunuz, Kör değilsiniz sağır değilsiniz... Bir çok insandan daha iyi bir noktadan başlıyorsunuz hayata. Bu yüzden size verilmiş konumunuzu en iyi şekilde kullanın. Her daim para peşinde koşmak yerine biraz da üretkenlik peşinde koşun. Üniversitede gezin tozun ama kendinizi geliştirmeyi ihmal etmeyin. Mezun olduktan sonra bile kendinizi geiştirmeye devam edin. Bilgisayar mühendislerinin aldığı maaşları www.bilgisayarmuhendisleri.com adresinde ilgili makaleyi arayıp bulun.
5. Ömür boyu kod yazılmaz. Belli bir yaştan sonra kafa almaz.
En büyük yalanlardandır. Bu yalanın çıkış kaynağı genellikle yeni mezunlar ve tecrübesiz yazılımcılardır. Çünkü ilk programlarını yazarken çok zorlanırlar, çok çalışmak zorunda kalırlar. Bir an önce kod yazmayı bırakmalıyım demeye başlarlar. Bir kısım öğrenciliğinde kod yazmayı bırakır bir kısmı mezuniyetinde bir kısmı da ilk 3 yıldan sonra kod yazmayı bırakırlar. Ama iyi kod yazan tecrübeli mühendislerin bildiği gibi ilk 5 yıldan sonra kod yazmak çocuk oyuncağı gibi gelir. Yeni mezunun 6 ayda yapamayacağını tecrübeli yazılımcı 6 günde yapabilir. Yani yaşlandıkça kod yazma süresi uzamaz tersine kısalır. Bu yüzden tecrübeli yazılımcılar bol bol vakit bulduklarından boş işlerle çok uğraşırlar, oyun oynarlar gezerler tozarlar... Yani yeni mezunsanız sabredin işler 5 yıldan sonra oldukça kolaylaşacak... Yaşlanınca kod yazamam diye korkmanıza gerek yok.
6. Program yazmaya bile gerek kalmayacak. Çünkü kendi kendine program yazan programlar çıkacak. 2 tık yaparak program yazılabilecek. Herkes program yazabilecek duruma gelecek.
Aslında zaten 2 tıkta program yazabilceğiniz bir sürü program zaten yapılmış durumda. Mikrosoft bile bir sürü tool çıkarmış durumda. Ama kim kullanabiliyor ki, bırakın kullanmayı haberdar olan kaç kişi var ki? Bir de kendi kendine program yazan programları da birililerinin yazması gerekecek. Yani bilgisayar mühendisleri yapacak bu işi :)
7. İşin hamalık tarafını yapmak istemiyorum, Kodcu olacağıma yönetici olur kodcuları çalıştırırım.
Bu yalan da yazılım işini beceremeyenler tarafından uydurulmuş ve internette son sürat yayılmıştır. Genelde biraz kod yazıp beceremeyenler, önce bu içi çok kolay sanmaktadırlar. Bu yüzden kod yazmak çok kolaydır diye yalan yayarlar. Hatta kodçu deyip program yazanları küçümseme ve aşağılama yoluna giderler. Sonra karşılarına kod yazma fırsatı bir program yazma ihtiyacı duyulunca bu işi beceremezler. Yapamayacaklarını anlayınca da bu sefer yazılım işi hamallık işidir deyip işin içinden çıkmaya çalışırlar... Bu tip adamlara sadece gülün. Evet yazılım zor iştir ve herkez başaramaz sadece çok çalışanlar becerebilir. Ama bu işi başaramayanlar yazılımcıları da yönetemezler. Birincisi iyi bir yazılımcıyı tanıyamazlar ikincisi yazılımcıya ulaşamazlar. Bu yüzden bu tipteki adamlar bırakın yazılımcıları yönetmeyi yazılım sektöründe bile kalamazlar. En fazla harddisk ithalatı yapan firmalarda yönetici olabilirlir (olabilirlerse tabiki..)
8. Bilgisayar mühendisliği okuyacağıma başka bir bölüm okurum çok merak edersem kursa gider kod yazarım.
Keşke herşey bu kadar siyah ve beyaz olsaydı. Böyle diyenlerden program yazabilen görülmemiştir. Bu yalanın kaynağı tam bilinmemekle beraber forum köşelerinde bölüm seçmeye çalışan lise öğrencileri olduğuna dair duyumlar almaktayım. Eğer kod yazmak bu kadar kolay olsaydı o kurslarda öğretmenlik yapanlar 3 kuruşa öğretmelik yapacaklarına daha falza ücrete piyasada program yazarlardı....
9. Yazılım dili bilmek önemli değildir. Yazılım mühendisliği ve Bilgisayar mühendisliği farklı şeylerdir.
Hayır efendim farkı şeyler değildir. Eğer bir adam kod yazamıyorsa bilgisayar mühendisi değildir. Bu yalan genellikle kod yazamayan akademik çevrelerde rağbet görmektedir. Ben kod yazmam, ben yapay zeka ile uğraşıyorum, ben robotik ile uğraşıyorum derler. Yerim sizin robotiğinizi. Bilmesek bize yutturacaklar. Sevgili okurlar yazılım bilmeden, yazılım olmadan hiçbir elektronik şey işlemez. Hiçbir yapay zeka vs projeler yazılımsız olmaz. Birilerinin mutlaka yazılımı yapıyor olması gerek. Bu yazılımı hazır da kullanabilirsiniz siz de yazabilirsiniz. Yani birilerinin yazılımı mutlaka yapıyor olması gerekir. Yapay zekayı yapay zeka yapan yazılımdır. Eğer işin içinde yazılım yoksa olay mekanikleşir. Yazılım varsa elektronikleşir. MP3 çalarınızın içinde bile yazılım çalışıyor. Maç yapan robotlar ya da araba üreten robotlarda bile yazılım var. İlla bu yazılımın C, C#, Java olması gerekmiyor. Bunlar bir araçtır, ama temel yazılım becerileri olmadan bir bilgisayar mühendisi mühendis değildir. Untumayın bir bilgisayarı bilgisayar yapan monitörü değil, içindeki işletim sistemidir.
10. Ben yazılım kavramını biliyorum bu yüzden yeni bir programlama dilini 1-2 haftada öğrenirim.
Genelde yeni mezunlar arasında oldukça yaygındır. Genelde okulda bir programlama dilini biraz öğrenmişlerdir. Farklı bir yazılım dilini kullanan bir işyerine başvuru yaptıkları sırada söylerler bunu... Ya da programlamadan hiç anlamayan tipler böyle der. Ama genelde işler böyle yürümüyor. Hiç bir dil 1 haftada öğrenilmiyor ve bu öğrenilenleri enterprise uygulamalarda kullanmanız çok zordur.. En azından eğer bir projeye girecekseniz gerçekten o dil ile iligli bir çok deneme yanılma programları yapmanız gerekiyor. Öyle şak diye bir dilden bir dile geçilmiyor. Ancak 5-10 yıl bu işlerde tecrübeli iseniz böyle şak diye geçebilirsiniz. Unutmayın yazılımda en önemli şeylerden bir tanesi tecrübedir. Bir dilde yazdığınız programlarda edindiğiniz tecrübe çok önemlidir. Bu yüzden bol bol program yazın. Tecrübenizi bol bol arttırın.
Unutmayın iyi bilgisayar mühendisleri iyi paralar kazanmaya devam edecek.
Alıntı:http://www.bilgisayarmuhendisleri.com
23.11.2009
Router'ın İç Bileşenleri
1-Ram
2-NVRAM
3-Flash Memory
4-Rom
5-Ara Birim
-----
RAM in izledigi karakteristikler ve fonksiyonlari:
· Yönlendirme tablosunun kayitlarini tutar
· ARP bellegini tutar
· Hizli anahtarlama bellegini tutar
· Paketleri tamponda tutar (paylasilmis RAM)
· Durmus paketleri sürdürür
· Açilista konfigürasyon dosyalari için geçici hafiza saplar
· Routerin enerjisi kesildiginde yada tekrar baslatildiginda içerigini kaybeder.
NVRAM in izledigi karakteristikler ve fonksiyonlari:
· Baslangiç konfigürasyon dosyalari için hafiza saglar
· Routerin enerjisi kesildiginde ya da yeniden basladiginda bilgileri içinde tutar
Flash hafizanin izledigi karakteristikler ve fonksiyonlari :
· Tutulmus sistem dosyalarini (IOS) yürütür
· Izin verilmis güncellestirilmis programlari islemcideki ciplere koymadan yada geri silmeden çalistirir.
· Routerin enerjisi kesildiginde ya da yeniden basladiginda bilgileri içinde tutar
· IOS programinda ikili versiyonlari saklayabilir
· Yapisi elektronik olarak silinebilir programlanabilir ROM un tipindedir.
Sadece Okunabilir Hafiza (ROM) izledigi karakteristikler ve fonksiyonlari:
· Enerjide kendini test için talimatlari yürütür.
· Yürütülen ana sistem programlarini baslangiç programina yükler.
· Program güncellemeleri için anakartta çipler istenildiginde çikarilabilecek sekilde yerlestirilir.
Arayüzlerin izledigi karakteristikler ve fonksiyonlari:
· Çerçeve giris çikislari için aga routerlari baglar
· Modül bölmelerinde yada anakartlarda olabilirler.
http://ciscoturkiye.com
2-NVRAM
3-Flash Memory
4-Rom
5-Ara Birim
-----
RAM in izledigi karakteristikler ve fonksiyonlari:
· Yönlendirme tablosunun kayitlarini tutar
· ARP bellegini tutar
· Hizli anahtarlama bellegini tutar
· Paketleri tamponda tutar (paylasilmis RAM)
· Durmus paketleri sürdürür
· Açilista konfigürasyon dosyalari için geçici hafiza saplar
· Routerin enerjisi kesildiginde yada tekrar baslatildiginda içerigini kaybeder.
NVRAM in izledigi karakteristikler ve fonksiyonlari:
· Baslangiç konfigürasyon dosyalari için hafiza saglar
· Routerin enerjisi kesildiginde ya da yeniden basladiginda bilgileri içinde tutar
Flash hafizanin izledigi karakteristikler ve fonksiyonlari :
· Tutulmus sistem dosyalarini (IOS) yürütür
· Izin verilmis güncellestirilmis programlari islemcideki ciplere koymadan yada geri silmeden çalistirir.
· Routerin enerjisi kesildiginde ya da yeniden basladiginda bilgileri içinde tutar
· IOS programinda ikili versiyonlari saklayabilir
· Yapisi elektronik olarak silinebilir programlanabilir ROM un tipindedir.
Sadece Okunabilir Hafiza (ROM) izledigi karakteristikler ve fonksiyonlari:
· Enerjide kendini test için talimatlari yürütür.
· Yürütülen ana sistem programlarini baslangiç programina yükler.
· Program güncellemeleri için anakartta çipler istenildiginde çikarilabilecek sekilde yerlestirilir.
Arayüzlerin izledigi karakteristikler ve fonksiyonlari:
· Çerçeve giris çikislari için aga routerlari baglar
· Modül bölmelerinde yada anakartlarda olabilirler.
http://ciscoturkiye.com
21.11.2009
SERVER 2008 Active Directory Kurulumu
Windows Server 2008 ve Active Directory Servisi
Windows Server 2008 işletim sistemi Microsoft tarafında Nisan 2008 itibariyle piyasaya süreceği en son Network Operating System (NOS)’tur. Pek çok yenilikle karşımıza çıkmakta olan bu işletim sistemi piyasada iyi yer tutacaktır. Biz daha önceki makalelerimizde Active Directory servisini detaylı bir şekilde incelemiştik. Bu makalemizde ise Windows Server 2008 işletim sistemi üzerindeki Active Directory yapısını inceleyeceğiz ve bir önceki sürüm olan Windows Server 2003 işletim sistemindeki Active Directory’den farklarını birlikte göreceğiz.
Biliyoruz ki Microsoft işletim sistemlerini kurduğumuzda çok sade bir platform karşımıza çıkmaktadır. Adı Windows Server 2008’dir ancak bizim ihtiyacımız olan rollerin çoğu işletim sistemi kurulumu esnasında kurulmaz ve kurulumdan sonra kullanılamazlar. Bizim yapmamız gereken bunları kurum konfigüre etmektir.
Windows Server 2008 işletim sistemimizi kuduktan sonra hazır hale gelen işlemlere bakmak gerekirse;
-File Server Role yüklenir
-Administrator hesabı boş bir şifre ile hazır halde bekler
-Workgroup çalışma grubu olarak atanır ve bilgisayar ismi rasgele seçilmiş bir isimdir
-Windows Firewall standart olarak açık gelir
-Sunucunun IP yapılandırma mekanizması otomatik durumdadır. DHCP’den IP alacak şekilde hazır bekler
-Ve son olarak da Windows Update standart olarak kapalıdır
Evet Windows Server 2008 işletim sistemimizi kurduğumuzda yukarıda maddeler halinde listelediğimiz bileşenler de eklenmiş olur. Bu durumda Windows Server 2008 basit bir istemci gibidir ve sadece işletim sisteminin çekirdek bileşenleri yüklenmiştir.
Windows Server 2008 Active Directory yapısındaki yeniliklere göz atmak gerekirse eğer;
-DNS : Bildiğimiz gibi DNS ve Active Directory ayrılmaz ikilidirler. Ve Server 2008 yapısında DNS değerlerinde de değişiklikler olmuştur. IPv6 desteği ve Background Zone Loading gibi yenilikler vardır. Ayrıca Globalnames zone ve Read Only Domain Controller (RODC) desteği vardır. Makalemizin ileriki kısımlarında buna değineceğiz.
-Active Directory Certificate Services (AD CS) : Kullanıcılar, bilgisayarlar ve organizasyon için dijital sertifikalar üretmek oluşturmak amacıyla kullandığımız bir servistir. Windows Server 2003 yapısında hatırlarsanız Certificate Services olarak geçmekteydi.
-Active Directory Domain Services (AD DS) : Hepimizin bildiği Active Directory Servisidir. Ancak kurulum aşamalarında bir çok yeniliklerle kaşımıza çıkmaktadır. Bunları da Active Directory servisini kurarken makalemizin devamında göreceğiz.
-Active Directory Federation Services (AD FS) : Tek bir kullanıcı hesabı ile birden çok web uygulamasını kullanabilmesi için WEB Single-Sign-On (SSO) kimlik doğrulama yapısını sağlar.
-Active Directory Lightweight Directory Services (AD LDS) : Bir veri deposu olarak kullanılabilir. Bunu veri deposu olarak kullanacak olan yapı ise Directory-Enabled uygulamalardır. Yani uygulama verilerinin bir dizin altında tutulması gereken durumlarda veri deposu olarak kullanılabilir.
-Active Directory Rights Management Services (AD RMS) : Günlük iş hayatında kullanılmakta olan verilerin güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılabilir. İzinlerin ve hakların verilmesi tanımlanması gibi.
-Read Only Domain Controller (RO DC) : Windows Server 2008 işletim sistemi ile bilgisayar sistemlerimize katılan yeni bir yapıdır. Amacı ise fiziksel olarak sunucuların güvenliğinin garanti edilemediği yada temin edilemediği durumlarda kullanılabilir. Bu sistem kendi üzerinde AD DS yapısında bulunan veritabanının sadece bir eşini (replica) tutar. Üzerinde Global Catalog özelliğini de barındırabilir.
Temel olarak Windows Server 2008 Active Directory ile karşımıza çıkan yenilikleri inceledik. Şimdi artık Windows Server 2008 ortamında AD DS servisini yapılandırmaya geçebiliriz.
ilk olarak yapmamız gereken statik olarak IP adresi tanımlamamızdır.
IP adreslerinin tanımlanması.
Bu işlemi yaptıktan sonra kurulumumuza geçebiliriz. Kurulum işlemimizi iki şekilde yapabiliriz.
-Direk dcpromo komutunu çalıştırarak
-Server Manager kullanarak
-Server Manager açılması
-Server Manager konsolundan Add Roles seçimi
Active Directory Domain Services seçimi
Yukarıdaki şekillder Server Manager üzerinden AD DS kurulumu ile ilgili şekillerdir.
Bir diğer kurulum yolumuz ise aşağıdaki gibidir;
Yukarıdaki şekilde ise Start – Run kısmına dcpromo komutunun verilmesi ile AD DS kurulumu başlatılabilir. Size en uygun hangisi geliyorsa onunla kurulumu başlatabilirsiniz.
Kısa bir sorgulama yapılıyor.
Kısa sorgulamanın ardından karşımıza kurulum sihirbazımızın ilk penceresi geliyor.
Bir sonraki aşamada ise kurulumla ilgili seçim yapmamız gerekiyor.
Existing Forest : Var olan bir yapıya yeni bir sunucunun yada yeni bir etki alanının eklenmesi için kullanabileceğimiz kısım burasıdır.
Create a new domain in a new forest : Bu kısım ise yeni bir yapının oluşturulmak üzere olduğunu bize bildirir. Biz yeni bir yapı oluşturduğumuz için bu ikinci seçeneği seçiyoruz. Windows Server 2003 yapısında bu durum tam tersiydi yani ikinci seçenek birinci seçenekti ve birinci seçenek de ikinci seçenekti. Yer değiştirmesi olmuş. NEXT ile devam ediyoruz.
Yerel yönetici hesabımızda herhangi bir şifre tanımalaması yapılmadan kurulumu başlattık ve karşımıza yukarıdaki hata mesajı geldi. Kurulumu devam ettirebilmemiz için yerel yönetici hesabımıza mutlaka bir şifre tanımlaması yapmamız istenmektedir. Bu işlemi denetim masasındaki Kullanıcılar kısmını kullanarak ya da Computer Management arayüzünden gerçekleştirebiliriz. Şifre tanımlamasını yapıp kurulumumuza devam ediyoruz.
Bir sonraki adımda Fully Qualified Domain Name (FQDN) tanımlamasının yapıldığı kısım gelmektedir. Burada tanımlanacak olan isim bizim etki alanımızın ismidir. Biz burada şekilde de görüldüğü gibi mumin.com.tr olarak tanımlama yapabiliriz bunun yanında mumin.local gibi farklı bir isimlendirme de kullanabiliriz. Zira Microsoft mumin.local olanı kullanmamızı önermektedir. İsim seçimimizi yaptıktan sonra NEXT ile devam edebiliriz.
Girmiş olduğumuz ismin kullanımda olup olmadığının kontrol işlemleri yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi sistem tarafından yapılmaktadır.
Kontrol işlemleri sonucunda karşımıza yukarıdaki Domain NetBIOS name kısmı gelmektedir.
Windows Server 2008 Active Directory servisinin kurulumunda karşımıza çıkan yeniliklerden birisi de yukarıdaki şekilde görülmektedir. Hatılarsanız Forest Functional Level olayını biz Windows 2000 Server ve Windows Server 2003 platformunda Active Directory Servisi kurulduktan sonra Active Directory Users and Computers arayüzünü kullanarak gerçeleştirmekteydik. Windows Server 2008 yapısında ise artık kurulum aşamasında biz bu işlemleri yapabiliyoruz. Ben bu kısımda Windows 2000 yapısını seçiyorum ve devam ediyoruz.
Bir üstteki şekilde Forest Functional Level seçimini yapmıştık bu kısımda ise Domain Functional Level seçimimizi gerçekleştiriyoruz. Bunu da Windows Server 2003 olarak tanımlıyoruz ve devam ediyoruz.
Bu seviyelerin ne işe yaradıklarını detaylı bir şekilde öğrenem için kurulum aşamasında seçtiğiniz her seviye için (yukarıdaki şekilde de kısmen görünüyor) detaylı bir açıklama verilmektedir.
Yukarıdaki şekilde de görüldüğü gibi seçimlerimizi yaptıktan sonra Domain Name System (DNS) ile ilgili sorgulama yapılmaktadır.
DNS testi yapıldıktan sonra karşımıza yukarıdaki kısım gelmektedir. Hatırlarsanız Windows 2000 Server ve Windows Server 2003 yapısında burası bizim karşımıza farklı bir yapıda gelmekteydi. Ve bu kısımda görüldüğü gibi yine bizim işimizi biraz kolaylaştıracak olan bir yenilik daha vardır. Global Catalog seçimimizi bu kısımda yapabiliyoruz. Bir önceki versiyonlarda biz bu işlemi Active Directory Sites and Services yönetim konsolundan yapabiliyorduk. Diğer bir kısım ise Read-only domain controller (RODC) seçiminin yapılması. Yukarıda gördüğünüz gibi RODC pasif durumdadır. Pasif durumda olmasının nedeni seçmiş olduğumuz Domain ve Forest Functional Level ile ilgilidir. Bu kısmı Read Only Domain Controller (RODC) isimli makalemizde daha detaylı inceleyeceğiz. Şimdilik NEXT ile devam ediyoruz.
Bir sonraki adımda karşımıza AD DS’nin veritabanı,log dosyaları ve SYSVOL klasölerinin oluşturulacağı yerler hakkındaki kısım gelmektedir. Şekilde de görüldüğü gibi standart olarak oluşturulacak olan yer C:\Windows\NTDS ve SYSVOL için de C:\Windows\SYSVOL olarak tanımlanmıştır. Biz eğer istersek bu depolama yerlerini değiştirebiliriz.
Bu bölümde ise Active Directory servisinin yedeği alındığında ve herhangi bir sorun durumunda yedekten geri dönüş sağlanmak istenmesi durumunda sunucumuzu Directory Services Restore Mode ile açtığımızda bizden istenecek olan şifredir. Bu kısımda dikkatli olunmalıdır ve koyulan şifre unutulmamalıdır.
Şfremizi de belirledikten sonra NEXT ile devam edebiliriz.
Yapılandırmakta olduğumuz AD DS servisi ile ilgili bize bir özet bilgisi çıkarılmıştır ve yukarıdaki şekilde görülmektedir. Hemen altta bulunan Export settings de yeni bir özelliktir ve yapmış olduğumuz konfigürasyon bilgimizi bir dosyaya export edebiliriz.
Alınan bilgiler aşağıdaki gibi olacaktır;
Yukarıdaki bilgiler RODC (Read-only domain controller) makalesi için alınan yapılandıramaya örnektir. Ancak Export olayı Active Directory servisi için de geçerlidir.
Biz bu bilgileri nerede kullanılabiliriz derseniz eğer, Windows Server 2008 Core sürümü üzerinde Active Directory servisini yapılandırmak için bu tip yapıları kullanacağız. Örnek olarak aşağıdaki yapıyı inceleyebiliriz.
Yukarıdaki şekilde bir katılımsız kurulum için bir cevap dosyası görülmektedir. Bu şekilden de anlaşıldığı gibi bu dosya bir Replica Domain Controller kurulumu için hazırlanmış bir dosyadır. Çünkü ReplicaOrNewDomain=Replica tanımlaması yapılmıştır. Replica yerine NewDomain yazılsaydı ozaman da yeni bir domain kurulumu yapılacaktı.
Gerekli seçimlerimizi yaptıktan sonra kurulumumuza devam ediyoruz. Şekilde de görüldüğü gibi özet bilgisinden sonra kurulum başlamaktadır.
Active Directory Servisimizin kurulumu tamamlanmıştır. Finish ile sihirbazı sonlandırabiliriz.
Bilgisayarın yeniden başlatılması ile ilgili mesajımız yukarıdaki gibidir. Eğer 2 üstteki resimde Reboot on completion işaretleseydik yukarıdaki mesaj karşımıza gelmeyecekti. Bilgisayarımızı yeniden başlatıyoruz ve kurulum ile ilgili testlerimizi yapıyoruz.
İlgili yönetimsel konsollar Administrative Tools altına gelmiş durumdadır.
Active Directory Users and Computer açıp birkaç kullanıcı oluşturduk.
Servislerimizi kontrol ettiğimizde ise yukarıdaki tablo karşımıza çıkmaktadır.
SYSVOL kontrolü.
Son konrollerden sonra artık Active Directory servisimizi kullanabiliriz.
Kaynak:
http://www.microsoft.com/windowsserver2008/default.mspx
www.cozumpark.com
Windows Server 2008 işletim sistemi Microsoft tarafında Nisan 2008 itibariyle piyasaya süreceği en son Network Operating System (NOS)’tur. Pek çok yenilikle karşımıza çıkmakta olan bu işletim sistemi piyasada iyi yer tutacaktır. Biz daha önceki makalelerimizde Active Directory servisini detaylı bir şekilde incelemiştik. Bu makalemizde ise Windows Server 2008 işletim sistemi üzerindeki Active Directory yapısını inceleyeceğiz ve bir önceki sürüm olan Windows Server 2003 işletim sistemindeki Active Directory’den farklarını birlikte göreceğiz.
Biliyoruz ki Microsoft işletim sistemlerini kurduğumuzda çok sade bir platform karşımıza çıkmaktadır. Adı Windows Server 2008’dir ancak bizim ihtiyacımız olan rollerin çoğu işletim sistemi kurulumu esnasında kurulmaz ve kurulumdan sonra kullanılamazlar. Bizim yapmamız gereken bunları kurum konfigüre etmektir.
Windows Server 2008 işletim sistemimizi kuduktan sonra hazır hale gelen işlemlere bakmak gerekirse;
-File Server Role yüklenir
-Administrator hesabı boş bir şifre ile hazır halde bekler
-Workgroup çalışma grubu olarak atanır ve bilgisayar ismi rasgele seçilmiş bir isimdir
-Windows Firewall standart olarak açık gelir
-Sunucunun IP yapılandırma mekanizması otomatik durumdadır. DHCP’den IP alacak şekilde hazır bekler
-Ve son olarak da Windows Update standart olarak kapalıdır
Evet Windows Server 2008 işletim sistemimizi kurduğumuzda yukarıda maddeler halinde listelediğimiz bileşenler de eklenmiş olur. Bu durumda Windows Server 2008 basit bir istemci gibidir ve sadece işletim sisteminin çekirdek bileşenleri yüklenmiştir.
Windows Server 2008 Active Directory yapısındaki yeniliklere göz atmak gerekirse eğer;
-DNS : Bildiğimiz gibi DNS ve Active Directory ayrılmaz ikilidirler. Ve Server 2008 yapısında DNS değerlerinde de değişiklikler olmuştur. IPv6 desteği ve Background Zone Loading gibi yenilikler vardır. Ayrıca Globalnames zone ve Read Only Domain Controller (RODC) desteği vardır. Makalemizin ileriki kısımlarında buna değineceğiz.
-Active Directory Certificate Services (AD CS) : Kullanıcılar, bilgisayarlar ve organizasyon için dijital sertifikalar üretmek oluşturmak amacıyla kullandığımız bir servistir. Windows Server 2003 yapısında hatırlarsanız Certificate Services olarak geçmekteydi.
-Active Directory Domain Services (AD DS) : Hepimizin bildiği Active Directory Servisidir. Ancak kurulum aşamalarında bir çok yeniliklerle kaşımıza çıkmaktadır. Bunları da Active Directory servisini kurarken makalemizin devamında göreceğiz.
-Active Directory Federation Services (AD FS) : Tek bir kullanıcı hesabı ile birden çok web uygulamasını kullanabilmesi için WEB Single-Sign-On (SSO) kimlik doğrulama yapısını sağlar.
-Active Directory Lightweight Directory Services (AD LDS) : Bir veri deposu olarak kullanılabilir. Bunu veri deposu olarak kullanacak olan yapı ise Directory-Enabled uygulamalardır. Yani uygulama verilerinin bir dizin altında tutulması gereken durumlarda veri deposu olarak kullanılabilir.
-Active Directory Rights Management Services (AD RMS) : Günlük iş hayatında kullanılmakta olan verilerin güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılabilir. İzinlerin ve hakların verilmesi tanımlanması gibi.
-Read Only Domain Controller (RO DC) : Windows Server 2008 işletim sistemi ile bilgisayar sistemlerimize katılan yeni bir yapıdır. Amacı ise fiziksel olarak sunucuların güvenliğinin garanti edilemediği yada temin edilemediği durumlarda kullanılabilir. Bu sistem kendi üzerinde AD DS yapısında bulunan veritabanının sadece bir eşini (replica) tutar. Üzerinde Global Catalog özelliğini de barındırabilir.
Temel olarak Windows Server 2008 Active Directory ile karşımıza çıkan yenilikleri inceledik. Şimdi artık Windows Server 2008 ortamında AD DS servisini yapılandırmaya geçebiliriz.
ilk olarak yapmamız gereken statik olarak IP adresi tanımlamamızdır.
IP adreslerinin tanımlanması.
Bu işlemi yaptıktan sonra kurulumumuza geçebiliriz. Kurulum işlemimizi iki şekilde yapabiliriz.
-Direk dcpromo komutunu çalıştırarak
-Server Manager kullanarak
-Server Manager açılması
-Server Manager konsolundan Add Roles seçimi
Active Directory Domain Services seçimi
Yukarıdaki şekillder Server Manager üzerinden AD DS kurulumu ile ilgili şekillerdir.
Bir diğer kurulum yolumuz ise aşağıdaki gibidir;
Yukarıdaki şekilde ise Start – Run kısmına dcpromo komutunun verilmesi ile AD DS kurulumu başlatılabilir. Size en uygun hangisi geliyorsa onunla kurulumu başlatabilirsiniz.
Kısa bir sorgulama yapılıyor.
Kısa sorgulamanın ardından karşımıza kurulum sihirbazımızın ilk penceresi geliyor.
Bir sonraki aşamada ise kurulumla ilgili seçim yapmamız gerekiyor.
Existing Forest : Var olan bir yapıya yeni bir sunucunun yada yeni bir etki alanının eklenmesi için kullanabileceğimiz kısım burasıdır.
Create a new domain in a new forest : Bu kısım ise yeni bir yapının oluşturulmak üzere olduğunu bize bildirir. Biz yeni bir yapı oluşturduğumuz için bu ikinci seçeneği seçiyoruz. Windows Server 2003 yapısında bu durum tam tersiydi yani ikinci seçenek birinci seçenekti ve birinci seçenek de ikinci seçenekti. Yer değiştirmesi olmuş. NEXT ile devam ediyoruz.
Yerel yönetici hesabımızda herhangi bir şifre tanımalaması yapılmadan kurulumu başlattık ve karşımıza yukarıdaki hata mesajı geldi. Kurulumu devam ettirebilmemiz için yerel yönetici hesabımıza mutlaka bir şifre tanımlaması yapmamız istenmektedir. Bu işlemi denetim masasındaki Kullanıcılar kısmını kullanarak ya da Computer Management arayüzünden gerçekleştirebiliriz. Şifre tanımlamasını yapıp kurulumumuza devam ediyoruz.
Bir sonraki adımda Fully Qualified Domain Name (FQDN) tanımlamasının yapıldığı kısım gelmektedir. Burada tanımlanacak olan isim bizim etki alanımızın ismidir. Biz burada şekilde de görüldüğü gibi mumin.com.tr olarak tanımlama yapabiliriz bunun yanında mumin.local gibi farklı bir isimlendirme de kullanabiliriz. Zira Microsoft mumin.local olanı kullanmamızı önermektedir. İsim seçimimizi yaptıktan sonra NEXT ile devam edebiliriz.
Girmiş olduğumuz ismin kullanımda olup olmadığının kontrol işlemleri yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi sistem tarafından yapılmaktadır.
Kontrol işlemleri sonucunda karşımıza yukarıdaki Domain NetBIOS name kısmı gelmektedir.
Windows Server 2008 Active Directory servisinin kurulumunda karşımıza çıkan yeniliklerden birisi de yukarıdaki şekilde görülmektedir. Hatılarsanız Forest Functional Level olayını biz Windows 2000 Server ve Windows Server 2003 platformunda Active Directory Servisi kurulduktan sonra Active Directory Users and Computers arayüzünü kullanarak gerçeleştirmekteydik. Windows Server 2008 yapısında ise artık kurulum aşamasında biz bu işlemleri yapabiliyoruz. Ben bu kısımda Windows 2000 yapısını seçiyorum ve devam ediyoruz.
Bir üstteki şekilde Forest Functional Level seçimini yapmıştık bu kısımda ise Domain Functional Level seçimimizi gerçekleştiriyoruz. Bunu da Windows Server 2003 olarak tanımlıyoruz ve devam ediyoruz.
Bu seviyelerin ne işe yaradıklarını detaylı bir şekilde öğrenem için kurulum aşamasında seçtiğiniz her seviye için (yukarıdaki şekilde de kısmen görünüyor) detaylı bir açıklama verilmektedir.
Yukarıdaki şekilde de görüldüğü gibi seçimlerimizi yaptıktan sonra Domain Name System (DNS) ile ilgili sorgulama yapılmaktadır.
DNS testi yapıldıktan sonra karşımıza yukarıdaki kısım gelmektedir. Hatırlarsanız Windows 2000 Server ve Windows Server 2003 yapısında burası bizim karşımıza farklı bir yapıda gelmekteydi. Ve bu kısımda görüldüğü gibi yine bizim işimizi biraz kolaylaştıracak olan bir yenilik daha vardır. Global Catalog seçimimizi bu kısımda yapabiliyoruz. Bir önceki versiyonlarda biz bu işlemi Active Directory Sites and Services yönetim konsolundan yapabiliyorduk. Diğer bir kısım ise Read-only domain controller (RODC) seçiminin yapılması. Yukarıda gördüğünüz gibi RODC pasif durumdadır. Pasif durumda olmasının nedeni seçmiş olduğumuz Domain ve Forest Functional Level ile ilgilidir. Bu kısmı Read Only Domain Controller (RODC) isimli makalemizde daha detaylı inceleyeceğiz. Şimdilik NEXT ile devam ediyoruz.
Bir sonraki adımda karşımıza AD DS’nin veritabanı,log dosyaları ve SYSVOL klasölerinin oluşturulacağı yerler hakkındaki kısım gelmektedir. Şekilde de görüldüğü gibi standart olarak oluşturulacak olan yer C:\Windows\NTDS ve SYSVOL için de C:\Windows\SYSVOL olarak tanımlanmıştır. Biz eğer istersek bu depolama yerlerini değiştirebiliriz.
Bu bölümde ise Active Directory servisinin yedeği alındığında ve herhangi bir sorun durumunda yedekten geri dönüş sağlanmak istenmesi durumunda sunucumuzu Directory Services Restore Mode ile açtığımızda bizden istenecek olan şifredir. Bu kısımda dikkatli olunmalıdır ve koyulan şifre unutulmamalıdır.
Şfremizi de belirledikten sonra NEXT ile devam edebiliriz.
Yapılandırmakta olduğumuz AD DS servisi ile ilgili bize bir özet bilgisi çıkarılmıştır ve yukarıdaki şekilde görülmektedir. Hemen altta bulunan Export settings de yeni bir özelliktir ve yapmış olduğumuz konfigürasyon bilgimizi bir dosyaya export edebiliriz.
Alınan bilgiler aşağıdaki gibi olacaktır;
Yukarıdaki bilgiler RODC (Read-only domain controller) makalesi için alınan yapılandıramaya örnektir. Ancak Export olayı Active Directory servisi için de geçerlidir.
Biz bu bilgileri nerede kullanılabiliriz derseniz eğer, Windows Server 2008 Core sürümü üzerinde Active Directory servisini yapılandırmak için bu tip yapıları kullanacağız. Örnek olarak aşağıdaki yapıyı inceleyebiliriz.
Yukarıdaki şekilde bir katılımsız kurulum için bir cevap dosyası görülmektedir. Bu şekilden de anlaşıldığı gibi bu dosya bir Replica Domain Controller kurulumu için hazırlanmış bir dosyadır. Çünkü ReplicaOrNewDomain=Replica tanımlaması yapılmıştır. Replica yerine NewDomain yazılsaydı ozaman da yeni bir domain kurulumu yapılacaktı.
Gerekli seçimlerimizi yaptıktan sonra kurulumumuza devam ediyoruz. Şekilde de görüldüğü gibi özet bilgisinden sonra kurulum başlamaktadır.
Active Directory Servisimizin kurulumu tamamlanmıştır. Finish ile sihirbazı sonlandırabiliriz.
Bilgisayarın yeniden başlatılması ile ilgili mesajımız yukarıdaki gibidir. Eğer 2 üstteki resimde Reboot on completion işaretleseydik yukarıdaki mesaj karşımıza gelmeyecekti. Bilgisayarımızı yeniden başlatıyoruz ve kurulum ile ilgili testlerimizi yapıyoruz.
İlgili yönetimsel konsollar Administrative Tools altına gelmiş durumdadır.
Active Directory Users and Computer açıp birkaç kullanıcı oluşturduk.
Servislerimizi kontrol ettiğimizde ise yukarıdaki tablo karşımıza çıkmaktadır.
SYSVOL kontrolü.
Son konrollerden sonra artık Active Directory servisimizi kullanabiliriz.
Kaynak:
http://www.microsoft.com/windowsserver2008/default.mspx
www.cozumpark.com
Müteşebbis Kimdir?
Girişimcilik Nedir: Girişimciliği net bir tanımın sınırları içine yerleştirmek oldukça zor. İlk kez ortaçağda kullanılan bu kelimenin ‘entreprendere’ kökünden geldiği yani ‘iş yapan’ anlamına geldiği görülüyor. Bu tanım zaman içinde değişti, gelişti ve özellikle 20. yüzyılda daha çok risk alma, yenilikleri yakalama, fırsatları değerlendirme ve tüm bunların hayata geçirilme süreci olarak anlamlandırılmaya başladı. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi girişimcilik sadece kişinin kendi işini kurması değil, mevcut işini revize etmesi veya yeni bir sektöre açılması olabilir. Örneğin, yıllardır sektörde olan bir malın üretimine geçilmesi bir girişimcilik örneği değil, fakat sektördeki diğer malı farklılaştırarak sunmak bir girişimcilik.
GİRİŞİMCİLERİN BAZI ÖZELLİKLERİ:
Hızlı düşünme, belirsizlik altında hızlı karar alma, kararlı ve azimli olma, güçlü sezgi sahibi, iyi gözlemci, hayal gücü yüksek, kaynaklara ulaşabilecek ilişkiler ağına sahip, kaynaklar arasında özellikle insan kaynaklarını iyi yönetebilen, düşünme ve muhakeme yetenekleri güçlü, çok yönlü düşünebilen, yeninin kabul edilmesini sağlayacak ikna gücüne sahip olan, iyi iletişim kuran, bağımsız düşünebilen, esnek, yaratıcı, kendine güvenen, dayanıklı ve ısrarcı. Bir girişimcide bu özelliklerin büyük kısmı rahatlıkla gözlemlenebilir. Ama girişimcilik için sadece fikir üretebilmek yeterli değildir. Örnek olarak Zeka-Akıl ve Zeki-Akıllı arasındaki ilişki gösterilebilir.
YANLIŞ İNANIŞLAR/MİTLER
Toplumda genel kabul gören girişimciliğe dair bazı inanışlar vardır ve bunların birçoğu gerçeği yansıtmaz.
Yanlış İnanış: Girişimci doğulur, sonradan olunmaz.
Açıklama: Bazı doğal yetenekler olabilir ama bunların ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca, girişimciliğin temelinde olan birçok yetenek, bilgi, tecrübe ve ilişki ağını yıllar içinde geliştirerek girişimcilik kapasitesi oluşturmak mümkündür. Sahip olunması gereken en önemli değer özgüven ve takım çalışmasıdır. Mutlaka başaracağım diyebilmeli ve aynı fikir ve duyguları paylaşan iş ortakları ve/veya takım arkadaşları ile destekleşilmelidir.
Yanlış İnanış: Sermaye yeni iş için en önemli girdidir.
Açıklama: Eğer yetenek ve/veya yeni fikir var ise zor da olsa sermaye bulunabilir, oysa sermaye ile yetenek ve/veya yeni fikir bulunamaz. Sermaye sadece bir araçtır. Kendi tecrübelerimden çok iyi biliyorum. . . Zira ben işimi Sıfır Sermaye ile kurdum. . Leasing yapmadım, banka kredisi veya borç almadım. Sadece işimi kurarken bir yandan da satış yapmaya çalıştım. Ve yaptığım ilk satışlarla şirket kuruluş masrafları ve ofis kuruluş masraflarını karşıladım. İlk aldığım iş de yurt dışından bir yazılım işiydi.
Yanlış İnanış: Herkes yeni bir iş kurabilir.
Açıklama: İş kurmak işin en kolayıdır, önemli olan şirketin devamını sağlamak, büyütmek ve kalıcı olmaktır. Girişimci için önemli olan fikrin başarılı şekilde ticarileşmesini ve/veya toplumsal faydaya dönüşmesini sağlamak ve geliştirmektir.
Yanlış İnanış: Girişimciler kumarbazdır.
Açıklama: Başarılı girişimciler tüm riskleri dikkatlice hesaplayanlardır. Ülkemizde önümüzü görmek ne kadar zor olsa da, girişimcilerin risk analizi yapmaları gerekmektedir. En önemli riskiniz zamandır. Çünkü zaman en değerli şeydir. Haberleşmenin olmadığı dönemlerde birçok buluş dünyanın dörtbir köşesinde hemen hemen aynı zamanlarda gerçekleştirilmiştir. Unutmayın ki sizin düşündüğünüzü başkaları da düşünüyor. Elinizi çabuk tutmalısınız. . .
Yanlış İnanış: Girişimciler genç ve enerjik olmalıdır.
Açıklama: Yaş bir sınır değildir. Ama şurası bir gerçek ki gerektiğinde hayat standardından fedakârlık edemeyecek birisinin girişimci olabilmesi daha zor olabilir. Hayat standardı da yaşlandıkça vazgeçilmesi zorlaşan bir şey olduğundan girişimciliğin yaşla dolaylı da olsa bir bağlantısı var. Genel ortalama 30′lu yaşlar olmakla birlikte 60′lı yaşlarında başarılı olan birçok girişimci vardır.
Yanlış İnanış: Başarılı girişimci, iyi okul performansı gösterir.
Açıklama: Girişimcilik yaratıcılık, motivasyon, bütünsellik, liderlik, takım kurma, analitik yetenek ve belirsizliklere ve zorluklarla başa çıkma yeteneklerinin karışımıdır. Dolayısıyla sadece okul performansı girişimcilik için gösterge olamaz. Hele hele, Lise birincilerinin üniversite sınavını kazanamadığı, üniversite birincilerinin iş bulamadığı bir ülkede, eğitim girişimcilik için hiç sağlıklı bir gösterge olamaz.
GİRİŞİMCİLİĞİN ÖNEMİ
· İşsizlik sorununa önemli bir çözüm olanağı sunduğu gibi ekonomik büyümenin de dinamosudur.
· Girişimci, ekonomik kaynakların düşük üretkenlik alanlarından yüksek alanlara aktarılma sürecinde baş aktördür, çünkü üretim kaynaklarını yeni bir tarzda birleştirerek kullanılmayan üretim faktörlerinin kullanılmasını sağlar, ama daha önemlisi kullanılmakta olan üretim araçlarının ve mevcut girdilerinin değişik şekillerde kullanımı ile üretimi artırır.
· Girişimci yeni düşüncelerin yaratılması, yayılması ve uygulamasını hızlandırır, ayrıca yeni endüstrilerin doğmasına yol açar, teknolojileri kullanan sektörlerde verimliliği artırır ve hızla büyüyen sektörler yarattığı için ekonomik büyümeyi hızlandırır.
GİRİŞİMCİLİK PERFORMANSI
Uluslararası girişimcilik endeksinde kullanılan 100 yetişkin içinde şirket kuran insanların sayısına bakıldığında Türkiye 29 ülkeden daha az sayıda girişimciye sahiptir. Türkiye’de her 100 yetişkin içinde şirket kuran sayısı 4, 6 iken bu sayı Meksika’da 18, 7, İrlanda’da 12 ve ABD’nde 11, 7′dir. Yeni kurulan şirket sayıları açısından da Türkiye kötü bir performans göstermektedir. OECD üye ülkelerinde yeni kurulan işyerlerinin tüm işletmeler içinde oranı % 11-17, kapanan işyerlerinin oranı da % 9-14 arasında değişmekteyken, Türkiye’de bu oranlar sırasıyla % 3, 5 ve % 0, 9′dur.
Türkiye nüfusunun önemli bir girişimci potansiyeli olan kadınlar ve gençler girişimci olarak değerlendirilememektedir. Tüm işverenler arasında kadınların oranı % 3, 3 gibi oldukça düşük bir orandır ve 30 yaşın altında bulunan gençlerin % 64′ü işsizdir. Girişimci sayısıyla ilgili ilginç bir bulgu, girişimci erkek ve kadınların oranlarıdır. Çıkış ve inişlere rağmen, kendi hesabına çalışan kadınlar toplam kendi hesabına çalışanların % 10′u civarındadır. Tüm işverenler içinde kadınların oranı ise % 3, 3 gibi çok düşük bir orandır. Hem işverenleri, hem de kendi hesabına çalışanları girişimci diye düşünürsek Türkiye’de erkek girişimciler, kadın girişimcilerin 7 katıdır. Girişimciyi sadece işveren olarak tanımlayan uluslararası bir çalışmada bulunan 29 ülke sonuçlarına göre ise erkek girişimcilerin kadın girişimcilerin iki misli olduğu saptanmıştır. Bu tanıma göre Türkiye’de erkek girişimciler kadın girişimcilerin 29 katıdır.
Türkiye genelinden şehirlerin girişimcilik performansına inildiğinde ise girişimcilik performansı en gelişkin olan illerin sadece İstanbul ve Kocaeli olduğu görülmektedir.
İçeriğin bir kısmı “Doruk Aktoprak” a aittir.
kaynak:noktavirgul.com
GİRİŞİMCİLERİN BAZI ÖZELLİKLERİ:
Hızlı düşünme, belirsizlik altında hızlı karar alma, kararlı ve azimli olma, güçlü sezgi sahibi, iyi gözlemci, hayal gücü yüksek, kaynaklara ulaşabilecek ilişkiler ağına sahip, kaynaklar arasında özellikle insan kaynaklarını iyi yönetebilen, düşünme ve muhakeme yetenekleri güçlü, çok yönlü düşünebilen, yeninin kabul edilmesini sağlayacak ikna gücüne sahip olan, iyi iletişim kuran, bağımsız düşünebilen, esnek, yaratıcı, kendine güvenen, dayanıklı ve ısrarcı. Bir girişimcide bu özelliklerin büyük kısmı rahatlıkla gözlemlenebilir. Ama girişimcilik için sadece fikir üretebilmek yeterli değildir. Örnek olarak Zeka-Akıl ve Zeki-Akıllı arasındaki ilişki gösterilebilir.
YANLIŞ İNANIŞLAR/MİTLER
Toplumda genel kabul gören girişimciliğe dair bazı inanışlar vardır ve bunların birçoğu gerçeği yansıtmaz.
Yanlış İnanış: Girişimci doğulur, sonradan olunmaz.
Açıklama: Bazı doğal yetenekler olabilir ama bunların ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca, girişimciliğin temelinde olan birçok yetenek, bilgi, tecrübe ve ilişki ağını yıllar içinde geliştirerek girişimcilik kapasitesi oluşturmak mümkündür. Sahip olunması gereken en önemli değer özgüven ve takım çalışmasıdır. Mutlaka başaracağım diyebilmeli ve aynı fikir ve duyguları paylaşan iş ortakları ve/veya takım arkadaşları ile destekleşilmelidir.
Yanlış İnanış: Sermaye yeni iş için en önemli girdidir.
Açıklama: Eğer yetenek ve/veya yeni fikir var ise zor da olsa sermaye bulunabilir, oysa sermaye ile yetenek ve/veya yeni fikir bulunamaz. Sermaye sadece bir araçtır. Kendi tecrübelerimden çok iyi biliyorum. . . Zira ben işimi Sıfır Sermaye ile kurdum. . Leasing yapmadım, banka kredisi veya borç almadım. Sadece işimi kurarken bir yandan da satış yapmaya çalıştım. Ve yaptığım ilk satışlarla şirket kuruluş masrafları ve ofis kuruluş masraflarını karşıladım. İlk aldığım iş de yurt dışından bir yazılım işiydi.
Yanlış İnanış: Herkes yeni bir iş kurabilir.
Açıklama: İş kurmak işin en kolayıdır, önemli olan şirketin devamını sağlamak, büyütmek ve kalıcı olmaktır. Girişimci için önemli olan fikrin başarılı şekilde ticarileşmesini ve/veya toplumsal faydaya dönüşmesini sağlamak ve geliştirmektir.
Yanlış İnanış: Girişimciler kumarbazdır.
Açıklama: Başarılı girişimciler tüm riskleri dikkatlice hesaplayanlardır. Ülkemizde önümüzü görmek ne kadar zor olsa da, girişimcilerin risk analizi yapmaları gerekmektedir. En önemli riskiniz zamandır. Çünkü zaman en değerli şeydir. Haberleşmenin olmadığı dönemlerde birçok buluş dünyanın dörtbir köşesinde hemen hemen aynı zamanlarda gerçekleştirilmiştir. Unutmayın ki sizin düşündüğünüzü başkaları da düşünüyor. Elinizi çabuk tutmalısınız. . .
Yanlış İnanış: Girişimciler genç ve enerjik olmalıdır.
Açıklama: Yaş bir sınır değildir. Ama şurası bir gerçek ki gerektiğinde hayat standardından fedakârlık edemeyecek birisinin girişimci olabilmesi daha zor olabilir. Hayat standardı da yaşlandıkça vazgeçilmesi zorlaşan bir şey olduğundan girişimciliğin yaşla dolaylı da olsa bir bağlantısı var. Genel ortalama 30′lu yaşlar olmakla birlikte 60′lı yaşlarında başarılı olan birçok girişimci vardır.
Yanlış İnanış: Başarılı girişimci, iyi okul performansı gösterir.
Açıklama: Girişimcilik yaratıcılık, motivasyon, bütünsellik, liderlik, takım kurma, analitik yetenek ve belirsizliklere ve zorluklarla başa çıkma yeteneklerinin karışımıdır. Dolayısıyla sadece okul performansı girişimcilik için gösterge olamaz. Hele hele, Lise birincilerinin üniversite sınavını kazanamadığı, üniversite birincilerinin iş bulamadığı bir ülkede, eğitim girişimcilik için hiç sağlıklı bir gösterge olamaz.
GİRİŞİMCİLİĞİN ÖNEMİ
· İşsizlik sorununa önemli bir çözüm olanağı sunduğu gibi ekonomik büyümenin de dinamosudur.
· Girişimci, ekonomik kaynakların düşük üretkenlik alanlarından yüksek alanlara aktarılma sürecinde baş aktördür, çünkü üretim kaynaklarını yeni bir tarzda birleştirerek kullanılmayan üretim faktörlerinin kullanılmasını sağlar, ama daha önemlisi kullanılmakta olan üretim araçlarının ve mevcut girdilerinin değişik şekillerde kullanımı ile üretimi artırır.
· Girişimci yeni düşüncelerin yaratılması, yayılması ve uygulamasını hızlandırır, ayrıca yeni endüstrilerin doğmasına yol açar, teknolojileri kullanan sektörlerde verimliliği artırır ve hızla büyüyen sektörler yarattığı için ekonomik büyümeyi hızlandırır.
GİRİŞİMCİLİK PERFORMANSI
Uluslararası girişimcilik endeksinde kullanılan 100 yetişkin içinde şirket kuran insanların sayısına bakıldığında Türkiye 29 ülkeden daha az sayıda girişimciye sahiptir. Türkiye’de her 100 yetişkin içinde şirket kuran sayısı 4, 6 iken bu sayı Meksika’da 18, 7, İrlanda’da 12 ve ABD’nde 11, 7′dir. Yeni kurulan şirket sayıları açısından da Türkiye kötü bir performans göstermektedir. OECD üye ülkelerinde yeni kurulan işyerlerinin tüm işletmeler içinde oranı % 11-17, kapanan işyerlerinin oranı da % 9-14 arasında değişmekteyken, Türkiye’de bu oranlar sırasıyla % 3, 5 ve % 0, 9′dur.
Türkiye nüfusunun önemli bir girişimci potansiyeli olan kadınlar ve gençler girişimci olarak değerlendirilememektedir. Tüm işverenler arasında kadınların oranı % 3, 3 gibi oldukça düşük bir orandır ve 30 yaşın altında bulunan gençlerin % 64′ü işsizdir. Girişimci sayısıyla ilgili ilginç bir bulgu, girişimci erkek ve kadınların oranlarıdır. Çıkış ve inişlere rağmen, kendi hesabına çalışan kadınlar toplam kendi hesabına çalışanların % 10′u civarındadır. Tüm işverenler içinde kadınların oranı ise % 3, 3 gibi çok düşük bir orandır. Hem işverenleri, hem de kendi hesabına çalışanları girişimci diye düşünürsek Türkiye’de erkek girişimciler, kadın girişimcilerin 7 katıdır. Girişimciyi sadece işveren olarak tanımlayan uluslararası bir çalışmada bulunan 29 ülke sonuçlarına göre ise erkek girişimcilerin kadın girişimcilerin iki misli olduğu saptanmıştır. Bu tanıma göre Türkiye’de erkek girişimciler kadın girişimcilerin 29 katıdır.
Türkiye genelinden şehirlerin girişimcilik performansına inildiğinde ise girişimcilik performansı en gelişkin olan illerin sadece İstanbul ve Kocaeli olduğu görülmektedir.
İçeriğin bir kısmı “Doruk Aktoprak” a aittir.
kaynak:noktavirgul.com
20.11.2009
Cam Tavan Sendromu
Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini fark ederler. Birkaç pireyi toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Fanusun zemini metaldir. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar fakat başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Eee zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler. Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkanları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.
Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı 'hayat dersi'ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkanları vardır ama kaçamazlar. Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cm’den fazla zıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir. Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir.
Bu pirelerin yaşadıkları bu olaya "cam tavan sendromu" adı verilmektedir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır. Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir. İnsan inandığına denktir. Yapabileceğini düşündüğü kadardır.
”Bir Şeyin imkansız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkansız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar” Dr. David J. Schwartz
Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı 'hayat dersi'ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkanları vardır ama kaçamazlar. Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cm’den fazla zıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir. Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir.
Bu pirelerin yaşadıkları bu olaya "cam tavan sendromu" adı verilmektedir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır. Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir. İnsan inandığına denktir. Yapabileceğini düşündüğü kadardır.
”Bir Şeyin imkansız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkansız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar” Dr. David J. Schwartz
Cisco Router Şifresi Kırma
Router’ın enable secret şifresini unuttuysanız veya yeni aldıgınız ikinci el router’a
birileri şifre vermiş ve siz bunu bilmiyorsanız bu router’da konfigürasyon yapabilmek
için şifreyi kırmanız gerekli.
Eger router’ımız içindeki konfigürasyon bizim için önemliyse onu da
kaybetmememiz gerekir. Aşagıda adım adım varolan konfigürasyonu kaybetmeden bir
router’ın şifresi nasıl kırılır onu ögrenecegiz.
Ilk yapmamız gereken router açılırken IOS (işletim sistemi)’in yüklenmemesini
saglamak olacaktır bunun için açılıs sırasında CTRL+BREAK (CTRL+C ) tuşlarına
basılır. Bu işlem ile cihazımız mini IOS denen sınırlı işlemlerin yapılabilecegi işletim
sistemi ile açılır.
Şimdi komut satırına yazacagımız o/r 0x2142 komutu ile configuration-register’ı
degiştiririz. Artık router’ımız açılışta NVRAM’den konfigürasyonu yüklemeyecektir.
Router’ı kapatım açalım. Şimdi eski çalışan konfigürasyonumuz yüklenemedigi
için IOS bize adım adım yeni bir konfigürasyon oluşturmak isteyip istemeyecegimizi
soruyor. Bu soruya No cevabı verdikten sonra default komut satırımız olan router>
karşımıza çıkar.
router>enable yazıp enter’a bastıgımızda artık şifresiz bir şekilde enable mode’a
geçmiş oluruz. Peki eski konfigürasyonumuz ne olacak?
Eski konfigürasyonumuz hala NVRAM içinde kayıtlıdır. Biz şu anda Runnin-
Config içindeyiz. Eski konfigürasyonumuzu geri almak için yapacagımız işlem çok
basit. Startup-Config içindeki konfigürasyonu Running-Config üzerine
kopyalayacagız. Bunun için aşagıdaki komutu vermeniz yeterlidir.
router#copy startup-config running-config
Tamam eski konfigürasyonu kurtardık. Şimdide yeniden bir enable secret şifresi
verelim. Bunun için global configuration mod’a geçmemiz gerekiyor.
router#configure terminal komutu ile global configuration moda geçilir.
router(config)#enable secret şifreniz komutuyla da yeni enable secret şifenizi
verebilirsiniz.
Bu işlemden sonra tekrar enable mod’a geçip RAM’de çalışan konfigürasyonu
NVRAM’e kaydetmemiz gerekiyor ki router kapanıp açılınca yaptıgımız ayarlarla açılsın.
router(config)#exit
router#copy running-config startup-config
Yukarıdaki işlemle kopyalamayı tamamlamış oluyoruz. Hem eski konfigüraysonu
kurtardık hemde enable secret şifremizi yeniledik. Yapmamız gereken son bir işlem
kaldı. Configuration Register’ı eski haline çevirmek. Bunun için tekrar global configuration mod’a geçip aşagıdaki satırı yazmamız yeterli olacaktır.
router#configure terminal
router(config)#configuration-register 0x2102
Bu son işlemden sonra router’ımızı kapatıp açarsak yeni enable secret şifresi ve
eski konfigürasyonumuzla çalışmaya devam edebiliriz.
birileri şifre vermiş ve siz bunu bilmiyorsanız bu router’da konfigürasyon yapabilmek
için şifreyi kırmanız gerekli.
Eger router’ımız içindeki konfigürasyon bizim için önemliyse onu da
kaybetmememiz gerekir. Aşagıda adım adım varolan konfigürasyonu kaybetmeden bir
router’ın şifresi nasıl kırılır onu ögrenecegiz.
Ilk yapmamız gereken router açılırken IOS (işletim sistemi)’in yüklenmemesini
saglamak olacaktır bunun için açılıs sırasında CTRL+BREAK (CTRL+C ) tuşlarına
basılır. Bu işlem ile cihazımız mini IOS denen sınırlı işlemlerin yapılabilecegi işletim
sistemi ile açılır.
Şimdi komut satırına yazacagımız o/r 0x2142 komutu ile configuration-register’ı
degiştiririz. Artık router’ımız açılışta NVRAM’den konfigürasyonu yüklemeyecektir.
Router’ı kapatım açalım. Şimdi eski çalışan konfigürasyonumuz yüklenemedigi
için IOS bize adım adım yeni bir konfigürasyon oluşturmak isteyip istemeyecegimizi
soruyor. Bu soruya No cevabı verdikten sonra default komut satırımız olan router>
karşımıza çıkar.
router>enable yazıp enter’a bastıgımızda artık şifresiz bir şekilde enable mode’a
geçmiş oluruz. Peki eski konfigürasyonumuz ne olacak?
Eski konfigürasyonumuz hala NVRAM içinde kayıtlıdır. Biz şu anda Runnin-
Config içindeyiz. Eski konfigürasyonumuzu geri almak için yapacagımız işlem çok
basit. Startup-Config içindeki konfigürasyonu Running-Config üzerine
kopyalayacagız. Bunun için aşagıdaki komutu vermeniz yeterlidir.
router#copy startup-config running-config
Tamam eski konfigürasyonu kurtardık. Şimdide yeniden bir enable secret şifresi
verelim. Bunun için global configuration mod’a geçmemiz gerekiyor.
router#configure terminal komutu ile global configuration moda geçilir.
router(config)#enable secret şifreniz komutuyla da yeni enable secret şifenizi
verebilirsiniz.
Bu işlemden sonra tekrar enable mod’a geçip RAM’de çalışan konfigürasyonu
NVRAM’e kaydetmemiz gerekiyor ki router kapanıp açılınca yaptıgımız ayarlarla açılsın.
router(config)#exit
router#copy running-config startup-config
Yukarıdaki işlemle kopyalamayı tamamlamış oluyoruz. Hem eski konfigüraysonu
kurtardık hemde enable secret şifremizi yeniledik. Yapmamız gereken son bir işlem
kaldı. Configuration Register’ı eski haline çevirmek. Bunun için tekrar global configuration mod’a geçip aşagıdaki satırı yazmamız yeterli olacaktır.
router#configure terminal
router(config)#configuration-register 0x2102
Bu son işlemden sonra router’ımızı kapatıp açarsak yeni enable secret şifresi ve
eski konfigürasyonumuzla çalışmaya devam edebiliriz.
17.11.2009
Cep Telefonu ve Tümör
Cep kullanımı ile beyin tümörü bağlantısı konusunda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 13 ülkede yapılan araştırmanın açıklanmasına sayılı günler kaldı. Times gazetesine göre bazı ülkelerde çok ciddi risk artışı tespit edildi. Son noktayı WHO uzmanları koyacak.
Cep telefonu henüz hayatımızda 25 yıldır var olan bir teknolojik icat. Hatta Türkiye’de Turkcell ve Telsim’in kuruluşu 1994’e dayanıyor. Yani bizim için sadece 15 yıllık bir tarihi var. İlk yıllarında da hem cihazların hem de konuşma ücretlerinin pahalılığı nedeniyle herkesin erişebildiği bir teknoloji değildi. Bugün ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu verilerine göre, Türkiye’de sabit telefonda 17.6 milyon olan abone sayısı, mobilde yani cep telefonunda 65.7 milyona ulaştı. SMS, MMS, İnternet, 3G derken abone sayısı ve cep telefonuna bağımlılık her geçen gün çok büyük bir hızla artıyor. Ancak bir yandan da cep telefonunun sağlığa zararı konusunda iddialar korkutucu boyutlara ulaşmış durumda.
Bilim adamlarının elinde, uzun süreli cep kullanımının etkileri konusunda inceleme yapabilecekleri denek grupları çok sınırlı. İşte bu nedenle sık sık sigara-cep telefonu benzetmesi yapılıyor. İlk çıktığı zamanlarda sağlığa faydalı olduğu hatta nefesi açtığı söylenen ve reklamları da bu şekilde yapılan sigaranın daha sonra kanserojen olduğu ortaya çıkmıştı. Şimdi cep telefonunu çok masum bir icat olarak gösteren araştırmaların da ileride bilim dünyasının acı bir tebessümle bakacağı belgeler olmasından korkuluyor.
İşte bu konudaki nihai kararı ise dünyanın bir numaralı sağlık otoritesi Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) verecek. WHO’nun dünya genelindeki 13 ülkede yaptırdığı tarihin en büyük cep telefonu sağlığı araştırmasının sonuçları önümüzdeki haftalarda açıklanacak. Ancak tüm bilim dünyasının ilgiyle izlediği araştırmadan ilk bilgiler basına sızmaya başladı bile. Times gazetesinin haberine göre sayısı konusunda kesin bilgi verilmese de 13 ülkeden bazılarında sık cep telefonu kullanımı ile beyin tümörü oluşumu konusunda ciddi verilere ulaşıldı. İngiltere’nin de aralarında olduğu bazı ülkelerde ise bağlantı saptanamadı. İşte bu çelişkili sonuçlar nedeniyle karar WHO’nun bilim kuruluna düşecek.
1 SANTİM SİZİ KURTARIR
Dünyanın önde gelen bilim adamları değişik ülkelerdeki bu değişik verileri değerlendirerek cep telefonu kullanımı konusunda bilim dünyası tarafından referans olarak kabul edilecek kararlarını açıklayacaklar. Bu kararın ya önümüzdeki hafta ya da ondan sonraki hafta çıkması bekleniyor. Ancak bu karar öncesinde ABD’li ve Güney Koreli bilim adamları tarafından ortak yapılan bir araştırma Journal of Clinical Oncology bilim dergisinde yayınlandı ve endişe uyandırdı. Bilim adamları özellikle 10 yıllık cep telefonu kullanımı sonucunda beyin tümörü oluşumu riskinin arttığını kesin olarak tespit ettiklerini açıkladı. WHO’nun kararı öncesinde cep güvenliği araştırmalarını değerlendiren Bristol Üniversitesi profesörü Alan Preece, “10 yıldan bu yana elektromanyetik dalgaların insan sağlığı üzerindeki etkisini inceliyorum. Cep telefonunun yaydığı radyasyonun tümör oluşumuna yol açmayacağı tezinin dayanağı yok” ifadesini kullandı ve tüketicileri cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik dalgayı belirten SAR seviyesi düşük cihazları tercih etmelerini önerdi. Profesör Preece’in en önemli uyarısı ise şu: “Cep’le konuşurken telefonu kulağınıza dayamak yerine 1 santim uzak tutarsanız beynin etkilenme riski 10 kat hafiflemiş olur.”
UZAKTA TUTMA TÜMÖR RİSKİNİ AZALTIYOR
Cep telefonu ve tümör oluşumu konusunda WHO’nun vereceği karardan önce en kapsamlı araştırma Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi (CIRC) tarafından yapıldı. Le Soir gazetesinin geçtiğimiz yıl, “Cep telefonu kanser yapıyor” manşetiyle verdiği habere göre CIRC’nin 13 ülkede yaptığı çalışma bu konudaki bilimsel verilerin “oldukça endişe verici” olduğunu gösterdi. Buna göre 10 yıl ve üzeri süreyle cep telefonu kullanan kişiler için kansere yakalanma olasılığı büyük miktarda artıyor. Yaygın 4 kanser türü içinde özellikle beyin kanseri konusunda somut verilere ulaşıldı.
Uzmanlar, telefonun kulağa götürüldüğü tarafta tümör oluşma riskinin yüzde 120’ye varan oranlarda yükseldiğini belirledi. Yine geçtiğimiz yıl Amerika’nın önde gelen 3 beyin cerrahı CNN’de Larry King Show’a konuk olarak “cep telefonu sigaradan daha zararlı olabilir. Cep telefonu kullanan 3 milyar kişi büyük risk altında” uyarısını yaptı.
2007 yılında kanser konusunda uzman 19 onkolog Fransız Journal du Dumanche gazetesine iki tam sayfalık açıklamada “cep tehlikesine dikkat” çağrısı yaptı. Fransız onkolog Thierry Bouillet, “Bugün, 50 yıl önce asbest ve sigara için oluşan durumun aynısıyla karşı karşıyayız. Ya hiçbir şey yapmayacağız ve riski kabul edeceğiz ya da endişe verici bazı bilimsel kanıtları kabulleneceğiz” dedi. İsveçli bilim adamları tarafından yapılan ve “10 yıl sonunda beynin cep telefonu kullanılan tarafında tümör oluşma riski 2 kat artıyor” sonucuna varılan araştırmayı not etti.
Cep telefonunun insan vücuduna etkileri ABD’deki Cetecom adlı laboratuvarda inceleniyor. Burada uzun süre cep’i kulakta tutmanın yarattığı manyetik etkilerin yanısıra telefonu tutuş tarzından kaynaklanan eklem sorunları da inceleniyor. Bu etkilerin incelenmesi için kullanılan insana çok yakın bir dokuya sahip mankenler bilgisayara bağlı olarak sürekli izleniyor. Değişik telefonların sıcaklık ve radyasyon etkileri listeleniyor.
KONUŞMAYAN VE KONUŞAN
Cep telefonundan yayılan sinyaller, beyin hücrelerindeki moleküllerde fiziksel bir değişim yaratmıyor ancak tireşime sebep oluyor. Bu titreşim de telefonun tutulduğu kulak ve çevresinde ısınmaya bağlı olarak kendini belli ediyor. Bilim adamları bu titreşimlerin zararı konusunda henüz kesin bir bilgiye sahip değil.
ÇOCUK BEYNİNİ BÖYLE ETKİLİYOR
Cep telefonu tarafından yayılan elektromanyetik dalgaların çocukları nasıl etkilediği MR görüntüleriyle de belirlendi. 5 yaşındaki bir çocuk cep telefonuyla konuştuğunda beyninin çok büyük bir kısmı dalgaya maruz kalırken, 10 yaşındaki bir çocukta bu etkinin yarısı, yetişkin bir insanda ise çok sınırlı etki görülüyor.
Kaynak:VATAN
Cep telefonu henüz hayatımızda 25 yıldır var olan bir teknolojik icat. Hatta Türkiye’de Turkcell ve Telsim’in kuruluşu 1994’e dayanıyor. Yani bizim için sadece 15 yıllık bir tarihi var. İlk yıllarında da hem cihazların hem de konuşma ücretlerinin pahalılığı nedeniyle herkesin erişebildiği bir teknoloji değildi. Bugün ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu verilerine göre, Türkiye’de sabit telefonda 17.6 milyon olan abone sayısı, mobilde yani cep telefonunda 65.7 milyona ulaştı. SMS, MMS, İnternet, 3G derken abone sayısı ve cep telefonuna bağımlılık her geçen gün çok büyük bir hızla artıyor. Ancak bir yandan da cep telefonunun sağlığa zararı konusunda iddialar korkutucu boyutlara ulaşmış durumda.
Bilim adamlarının elinde, uzun süreli cep kullanımının etkileri konusunda inceleme yapabilecekleri denek grupları çok sınırlı. İşte bu nedenle sık sık sigara-cep telefonu benzetmesi yapılıyor. İlk çıktığı zamanlarda sağlığa faydalı olduğu hatta nefesi açtığı söylenen ve reklamları da bu şekilde yapılan sigaranın daha sonra kanserojen olduğu ortaya çıkmıştı. Şimdi cep telefonunu çok masum bir icat olarak gösteren araştırmaların da ileride bilim dünyasının acı bir tebessümle bakacağı belgeler olmasından korkuluyor.
İşte bu konudaki nihai kararı ise dünyanın bir numaralı sağlık otoritesi Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) verecek. WHO’nun dünya genelindeki 13 ülkede yaptırdığı tarihin en büyük cep telefonu sağlığı araştırmasının sonuçları önümüzdeki haftalarda açıklanacak. Ancak tüm bilim dünyasının ilgiyle izlediği araştırmadan ilk bilgiler basına sızmaya başladı bile. Times gazetesinin haberine göre sayısı konusunda kesin bilgi verilmese de 13 ülkeden bazılarında sık cep telefonu kullanımı ile beyin tümörü oluşumu konusunda ciddi verilere ulaşıldı. İngiltere’nin de aralarında olduğu bazı ülkelerde ise bağlantı saptanamadı. İşte bu çelişkili sonuçlar nedeniyle karar WHO’nun bilim kuruluna düşecek.
1 SANTİM SİZİ KURTARIR
Dünyanın önde gelen bilim adamları değişik ülkelerdeki bu değişik verileri değerlendirerek cep telefonu kullanımı konusunda bilim dünyası tarafından referans olarak kabul edilecek kararlarını açıklayacaklar. Bu kararın ya önümüzdeki hafta ya da ondan sonraki hafta çıkması bekleniyor. Ancak bu karar öncesinde ABD’li ve Güney Koreli bilim adamları tarafından ortak yapılan bir araştırma Journal of Clinical Oncology bilim dergisinde yayınlandı ve endişe uyandırdı. Bilim adamları özellikle 10 yıllık cep telefonu kullanımı sonucunda beyin tümörü oluşumu riskinin arttığını kesin olarak tespit ettiklerini açıkladı. WHO’nun kararı öncesinde cep güvenliği araştırmalarını değerlendiren Bristol Üniversitesi profesörü Alan Preece, “10 yıldan bu yana elektromanyetik dalgaların insan sağlığı üzerindeki etkisini inceliyorum. Cep telefonunun yaydığı radyasyonun tümör oluşumuna yol açmayacağı tezinin dayanağı yok” ifadesini kullandı ve tüketicileri cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik dalgayı belirten SAR seviyesi düşük cihazları tercih etmelerini önerdi. Profesör Preece’in en önemli uyarısı ise şu: “Cep’le konuşurken telefonu kulağınıza dayamak yerine 1 santim uzak tutarsanız beynin etkilenme riski 10 kat hafiflemiş olur.”
UZAKTA TUTMA TÜMÖR RİSKİNİ AZALTIYOR
Cep telefonu ve tümör oluşumu konusunda WHO’nun vereceği karardan önce en kapsamlı araştırma Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi (CIRC) tarafından yapıldı. Le Soir gazetesinin geçtiğimiz yıl, “Cep telefonu kanser yapıyor” manşetiyle verdiği habere göre CIRC’nin 13 ülkede yaptığı çalışma bu konudaki bilimsel verilerin “oldukça endişe verici” olduğunu gösterdi. Buna göre 10 yıl ve üzeri süreyle cep telefonu kullanan kişiler için kansere yakalanma olasılığı büyük miktarda artıyor. Yaygın 4 kanser türü içinde özellikle beyin kanseri konusunda somut verilere ulaşıldı.
Uzmanlar, telefonun kulağa götürüldüğü tarafta tümör oluşma riskinin yüzde 120’ye varan oranlarda yükseldiğini belirledi. Yine geçtiğimiz yıl Amerika’nın önde gelen 3 beyin cerrahı CNN’de Larry King Show’a konuk olarak “cep telefonu sigaradan daha zararlı olabilir. Cep telefonu kullanan 3 milyar kişi büyük risk altında” uyarısını yaptı.
2007 yılında kanser konusunda uzman 19 onkolog Fransız Journal du Dumanche gazetesine iki tam sayfalık açıklamada “cep tehlikesine dikkat” çağrısı yaptı. Fransız onkolog Thierry Bouillet, “Bugün, 50 yıl önce asbest ve sigara için oluşan durumun aynısıyla karşı karşıyayız. Ya hiçbir şey yapmayacağız ve riski kabul edeceğiz ya da endişe verici bazı bilimsel kanıtları kabulleneceğiz” dedi. İsveçli bilim adamları tarafından yapılan ve “10 yıl sonunda beynin cep telefonu kullanılan tarafında tümör oluşma riski 2 kat artıyor” sonucuna varılan araştırmayı not etti.
Cep telefonunun insan vücuduna etkileri ABD’deki Cetecom adlı laboratuvarda inceleniyor. Burada uzun süre cep’i kulakta tutmanın yarattığı manyetik etkilerin yanısıra telefonu tutuş tarzından kaynaklanan eklem sorunları da inceleniyor. Bu etkilerin incelenmesi için kullanılan insana çok yakın bir dokuya sahip mankenler bilgisayara bağlı olarak sürekli izleniyor. Değişik telefonların sıcaklık ve radyasyon etkileri listeleniyor.
KONUŞMAYAN VE KONUŞAN
Cep telefonundan yayılan sinyaller, beyin hücrelerindeki moleküllerde fiziksel bir değişim yaratmıyor ancak tireşime sebep oluyor. Bu titreşim de telefonun tutulduğu kulak ve çevresinde ısınmaya bağlı olarak kendini belli ediyor. Bilim adamları bu titreşimlerin zararı konusunda henüz kesin bir bilgiye sahip değil.
ÇOCUK BEYNİNİ BÖYLE ETKİLİYOR
Cep telefonu tarafından yayılan elektromanyetik dalgaların çocukları nasıl etkilediği MR görüntüleriyle de belirlendi. 5 yaşındaki bir çocuk cep telefonuyla konuştuğunda beyninin çok büyük bir kısmı dalgaya maruz kalırken, 10 yaşındaki bir çocukta bu etkinin yarısı, yetişkin bir insanda ise çok sınırlı etki görülüyor.
Kaynak:VATAN
16.11.2009
KİŞİSEL AMAÇ BİLDİRGESİ
Önce kendi evinde başarılı ol.
Allah(c.c.)'ın yardımını iste ve buna layık ol.
Dürüstlüğünden hiçbir zaman ödün verme.
İlgili kişileri unutma.
Bir yargıya varmadan önce her iki tarafı da dinle .
Başkalarına akıl danış.
Orada bulunmayan kimseleri savun.
İçten ama kararlı ol.
Her yıl yeni bir konuda yeterlilik kazan.
Yarının işini bugünden tasarla.
Beklerken elini çabuk tut.
Her zaman olumlu bir tavır takın.
Mizah ve hoşgörü anlayışını kaybetme.
Kişi olarak da , işyerinde de düzenli ol.
Hatalardan korkma ; sadece o hatalara yaratıcı, yapıcı ve düzeltici tepkiler
vermemekten kork.
Yanında çalışanların başarıya ulaşmalarını kolaylaştır.
Konuştuğunun iki katını dinle.
Bütün yeteneklerini ve çabalarını elindeki işe yönelt , bir sonra ki işini yada yükselmeyi dert etme.
Kaynak: Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Allah(c.c.)'ın yardımını iste ve buna layık ol.
Dürüstlüğünden hiçbir zaman ödün verme.
İlgili kişileri unutma.
Bir yargıya varmadan önce her iki tarafı da dinle .
Başkalarına akıl danış.
Orada bulunmayan kimseleri savun.
İçten ama kararlı ol.
Her yıl yeni bir konuda yeterlilik kazan.
Yarının işini bugünden tasarla.
Beklerken elini çabuk tut.
Her zaman olumlu bir tavır takın.
Mizah ve hoşgörü anlayışını kaybetme.
Kişi olarak da , işyerinde de düzenli ol.
Hatalardan korkma ; sadece o hatalara yaratıcı, yapıcı ve düzeltici tepkiler
vermemekten kork.
Yanında çalışanların başarıya ulaşmalarını kolaylaştır.
Konuştuğunun iki katını dinle.
Bütün yeteneklerini ve çabalarını elindeki işe yönelt , bir sonra ki işini yada yükselmeyi dert etme.
Kaynak: Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Cisco Router Temel Konfigure Komutları
Temel İslemler
Gereksinim: Privileged moda geçmek
enable
Gereksinim: Privileged modan user moda dönmek
disable
Gereksinim: Router’dan çıkmak
Logout
exit
quit
Gereksinim: Son komuta geri dönmek
Yukarı ok ya da
Gereksinim: Bir sonraki komuta gitmek
Asağı ok ya da
Gereksinim: Bekletmek ya da çıkmak
+ +6 then x
Gereksinim: Çıktı ekranını tazelemek
Gereksinim: Çıktı ekranını kesmek
Gereksimim: Komutu tamamlamak
TAB
Cisco Router Configuration Komutları
Gereksinim: Console password’ü düzenlemek
Router(config)#line con 0
Router(config-line)#login
Router(config-line)#password cisco
Gereksinim: Bir telnet password’ü düzenlemek
Router(config)#line vty 0 4
Router(config-line)#login
Router(config-line)#password cisco
Gereksinim: Password kullanmak.
Router(config)#enable password cisco
Gereksinim: secret password faruk.
Router(config)#enable secret faruk
Gereksinim: Bir interface’i enable etmek
Router(config-if)#no shutdown
Gereksinim: Bir interface’i disable etmek
Router(config-if)#shutdown
Gereksinim: router için clock rate düzenlemek (64K)
Router(config-if)clock rate 64000
Gereksinim: Serial interface’e bir logical bandwidth ataması (64K)
Router(config-if)bandwidth 64
Gereksinim: Bir interface’e IP adresi atamak
Router(config-if)#ip addr 10.1.1.1 255.255.255.0
Gereksinim: 172.14.0.0’li bütün interface’lerde RIP’i enable etmek:
Router(config)#router rip
Router(config-router)#network 172.14.0.0
Gereksinim: RIP’i disable etmek
Router(config)#no router rip
Gereksinim: Bütün interface’lerde IGRP’yi enable etmek
Router(config)#router igrp 200
Router(config-router)#network 172.16.0.0
Gereksinim: IGRP’yi disable etmek.
Router(config)#no router igrp 200
Gereksinim: statik route eklemek.
Router(config)#ip route 172.14.1.0 255.255.255.0 172.14.2.1 5
Gereksinim: CDP’yi disable etmek
Router(config)#no cdp run
Gereksinim: Bütün router için CDP’yi enable etmek
Router(config)#cdp run
Gereksinim: Bir interface üzerinde CDP’yi disable etmek
Router(config-if)#no cdp enable
Show Komutları
Gereksinim: Version bilgisini görmek
show version
Gereksinim: Mevcut konfigürasyonu görmek (DRAM)
show running-config
Gereksinim: startup konfigürasyonu görmek (NVRAM)
show startup-config
Gereksinim: IOS dosyasını ve flash alanını görmek
show flash
Gereksinim: Bellekteki bütün logları görmek
show log
Gereksinim: interface e0’ın durumunu görmek
show interface e0
Gereksinim: Router’ın bütün interface’lerini görmek
show ip interfaces brief
Gereksinim: s0 üzerindeki serial kablo türünü görmek
show controllers s 0
Gereksinim: Bağlı cdp aygıtlarını görmek
show cdp neighbor
Gereksinim: Bütün aygıtlar hakkında ayrıntılı bilgi almak
show cdp entry *
Gereksinim: Mevcut routing protokollerini görmek
show ip protocols
Gereksinim: IP routing tablosunu görüntülemek
show ip route
Gereksinim: Access-list’leri görmek
show access-lists
Gereksinim: ISDN switch’i gören router’ı görmek
show isdn status
Gereksinim: Frame Relay PVC bağlantılarını kontrol etmek
show frame-relay pvc
Gereksinim: lmi trafik durumunu görmek
show frame-relay lmi
Copy Komutları
Gereksinim: Mevcut (current) konfigürasyonu DRAM’dan NVRAM’a
kopyalamak
copy running-config startup-config
Gereksinim: NVRAM konfigürasyonunu DRAM’a merge etmek
(kopyalamak)
copy startup-config running-config
Gereksinim: DRAM konfigürasyonunu bir TFTP server’a kopyalamak
copy runing-config tftp
Gereksinim: TFTP konfügasyonunu DRAM’da duran mevcut konfigürasyona
merge etmek
copy tftp runing-config
Gereksinim: IOS’u bir TFTP server’a yedeklemek
copy flash tftp
Gereksinim: Router IOS’u bir TFTP server’dan upgrade etmek
copy tftp flash
Debug Komutları
Gereksinim: RIP için debug’ı enable etmek
debug ip rip
Gereksinim: Bütün debugging islemlerini kapatmak
no debug all
undebug all
Gereksinim: Privileged moda geçmek
enable
Gereksinim: Privileged modan user moda dönmek
disable
Gereksinim: Router’dan çıkmak
Logout
exit
quit
Gereksinim: Son komuta geri dönmek
Yukarı ok ya da
Gereksinim: Bir sonraki komuta gitmek
Asağı ok ya da
Gereksinim: Bekletmek ya da çıkmak
Gereksinim: Çıktı ekranını tazelemek
Gereksinim: Çıktı ekranını kesmek
Gereksimim: Komutu tamamlamak
TAB
Cisco Router Configuration Komutları
Gereksinim: Console password’ü düzenlemek
Router(config)#line con 0
Router(config-line)#login
Router(config-line)#password cisco
Gereksinim: Bir telnet password’ü düzenlemek
Router(config)#line vty 0 4
Router(config-line)#login
Router(config-line)#password cisco
Gereksinim: Password kullanmak.
Router(config)#enable password cisco
Gereksinim: secret password faruk.
Router(config)#enable secret faruk
Gereksinim: Bir interface’i enable etmek
Router(config-if)#no shutdown
Gereksinim: Bir interface’i disable etmek
Router(config-if)#shutdown
Gereksinim: router için clock rate düzenlemek (64K)
Router(config-if)clock rate 64000
Gereksinim: Serial interface’e bir logical bandwidth ataması (64K)
Router(config-if)bandwidth 64
Gereksinim: Bir interface’e IP adresi atamak
Router(config-if)#ip addr 10.1.1.1 255.255.255.0
Gereksinim: 172.14.0.0’li bütün interface’lerde RIP’i enable etmek:
Router(config)#router rip
Router(config-router)#network 172.14.0.0
Gereksinim: RIP’i disable etmek
Router(config)#no router rip
Gereksinim: Bütün interface’lerde IGRP’yi enable etmek
Router(config)#router igrp 200
Router(config-router)#network 172.16.0.0
Gereksinim: IGRP’yi disable etmek.
Router(config)#no router igrp 200
Gereksinim: statik route eklemek.
Router(config)#ip route 172.14.1.0 255.255.255.0 172.14.2.1 5
Gereksinim: CDP’yi disable etmek
Router(config)#no cdp run
Gereksinim: Bütün router için CDP’yi enable etmek
Router(config)#cdp run
Gereksinim: Bir interface üzerinde CDP’yi disable etmek
Router(config-if)#no cdp enable
Show Komutları
Gereksinim: Version bilgisini görmek
show version
Gereksinim: Mevcut konfigürasyonu görmek (DRAM)
show running-config
Gereksinim: startup konfigürasyonu görmek (NVRAM)
show startup-config
Gereksinim: IOS dosyasını ve flash alanını görmek
show flash
Gereksinim: Bellekteki bütün logları görmek
show log
Gereksinim: interface e0’ın durumunu görmek
show interface e0
Gereksinim: Router’ın bütün interface’lerini görmek
show ip interfaces brief
Gereksinim: s0 üzerindeki serial kablo türünü görmek
show controllers s 0
Gereksinim: Bağlı cdp aygıtlarını görmek
show cdp neighbor
Gereksinim: Bütün aygıtlar hakkında ayrıntılı bilgi almak
show cdp entry *
Gereksinim: Mevcut routing protokollerini görmek
show ip protocols
Gereksinim: IP routing tablosunu görüntülemek
show ip route
Gereksinim: Access-list’leri görmek
show access-lists
Gereksinim: ISDN switch’i gören router’ı görmek
show isdn status
Gereksinim: Frame Relay PVC bağlantılarını kontrol etmek
show frame-relay pvc
Gereksinim: lmi trafik durumunu görmek
show frame-relay lmi
Copy Komutları
Gereksinim: Mevcut (current) konfigürasyonu DRAM’dan NVRAM’a
kopyalamak
copy running-config startup-config
Gereksinim: NVRAM konfigürasyonunu DRAM’a merge etmek
(kopyalamak)
copy startup-config running-config
Gereksinim: DRAM konfigürasyonunu bir TFTP server’a kopyalamak
copy runing-config tftp
Gereksinim: TFTP konfügasyonunu DRAM’da duran mevcut konfigürasyona
merge etmek
copy tftp runing-config
Gereksinim: IOS’u bir TFTP server’a yedeklemek
copy flash tftp
Gereksinim: Router IOS’u bir TFTP server’dan upgrade etmek
copy tftp flash
Debug Komutları
Gereksinim: RIP için debug’ı enable etmek
debug ip rip
Gereksinim: Bütün debugging islemlerini kapatmak
no debug all
undebug all
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)